Türkiye 24 saatte iki kadın cinayetiyle sarsıldı: Lamiya ve Sultan'ın ölümü toplumsal krizi yeniden görünür kıldı
Hatay ve İstanbul'da bir gün arayla işlenen kadın cinayetleri, cinsiyete dayalı şiddetin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Lamiya ve Sultan, en yakınlarındaki erkekler tarafından katledilirken, kadın örgütleri ve bağımsız veriler 2025 yılında kadın cinayetlerinin hız kesmediğini ortaya koyuyor.
Ne oldu?
Kadın cinayeti, kadınların sırf kadın oldukları için kasıtlı olarak öldürülmesiyle sonuçlanan ve cinsiyete dayalı nefret temelinde işlenen en ağır insan hakkı ihlalidir. Türkiye, 11 Temmuz 2025 tarihinde iki ayrı şehirde meydana gelen kadın cinayetleriyle sarsıldı. İlk olay Hatay'da yaşandı; iddiaya göre bir erkek, tartışma sonucu nişanlısı Lamiya'yı ve onun babasını öldürdü. Henüz resmi makamlar tarafından tüm detayları paylaşılmasa da, basına yansıyan bilgiler saldırganın olay yerinde yakalandığı yönünde. Aynı günün akşam saatlerinde İstanbul Başakşehir'de ikinci bir cinayet işlendi. Sultan Ç. adlı genç kadın, nişanlısı tarafından başına taşla vurularak katledilmiş halde bulundu. Her iki vakada da faillerin, mağdurların en yakınındaki erkekler olması, kadın cinayetlerinin sistematik doğasını bir kez daha teşhir etti.
Neden gündemde?
Bu cinayetler, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin geldiği kritik eşiği göstermesi nedeniyle gündemin ilk sırasına yerleşti. Sadece 2025 yılının ilk altı ayında ulaşılabilen verilere göre erkekler 112 kadını öldürdü; öldürülen kadınların 62'si evli, 31'i bekardı. Mayıs ayı tek başına 43 kadının şüpheli ölümüne sahne oldu. Kadın örgütleri, bu rakamların buzdağının yalnızca görünen kısmı olduğunu, resmi kayıtlara “şüpheli ölüm” veya “intihar” olarak geçen pek çok vakanın aslında kadın cinayeti olduğunu vurguluyor. Lamiya ve Sultan'ın aynı gün içinde, üstelik nişanlıları tarafından öldürülmesi, Dünya Sağlık Örgütü’nün de altını çizdiği acı bir gerçeği doğruluyor: Faillerin büyük çoğunluğu mağdurun mevcut ya da eski eşi veya partneridir.
Bilinmesi gerekenler
Kadın cinayeti kavramı, 1970’lerde feminist yazar Diana E.H. Russell tarafından, kadınların sırf cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldığı öldürülme eylemlerini görünür kılmak için literatüre kazandırıldı. Bugün hukuk ve sosyolojide, ev içi şiddetin en uç noktası olarak tanımlanıyor. Türkiye’deki tabloda dikkat çeken bir diğer detay, medeni hal verisi; öldürülen 43 kadının medeni durumu basına yansımadı ya da tespit edilemedi. Bu durum, kadın cinayetlerine ilişkin veri toplama ve istatistik tutma konusundaki sistemsel eksiklikleri ortaya koyuyor. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de cinayet kayıtlarında fail ile mağdur arasındaki ilişki ve cinayet sebebi zorunlu bir veri başlığı olmadığı için, bir kadının ölümünün ardındaki cinsiyet temelli motivasyon resmi olarak tanımlanamıyor. Uzmanlar, genellikle “namus”, “kıskançlık” veya “tartışma” olarak sunulan bahanelerin, sürekli tehdit, korkutma ve ekonomik güç eşitsizliği barındıran bir tahakküm döngüsünün son halkası olduğunu belirtiyor.
Sırada ne var?
Kadın örgütleri ve bağımsız izleme platformları, Lamiya ve Sultan cinayetlerinin ardından İstanbul Sözleşmesi’nden çıkışın yarattığı koruma boşluğuna dikkat çeken açıklamalar yaptı. Mevcut 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmadığını, uzaklaştırma kararlarının sıklıkla delindiğini ve caydırıcı cezaların uygulanmadığını vurgulayan sivil toplum, acil eylem planı talep ediyor. Önümüzdeki süreçte; faillerin tutuklanma süreçleri, adli tıp raporları ve olası tahrik indirimleri kamuoyunun yakın takibinde olacak. Ayrıca muhalefet partileri, kadın cinayetlerinin araştırılması için Meclis Araştırması talebini yeniden gündeme taşımaya hazırlanıyor. Uzmanlara göre, her yeni vaka sonrası yaşanan kısa süreli infialin kalıcı politikalara dönüşmesi için, ilkokuldan başlayan toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi ve medyanın cinayet haberlerini meşrulaştırmayan bir dil kullanması kritik önem taşıyor.
Sık Sorulan Sorular
Kadın cinayeti (femicide) tam olarak nedir?
Kadın cinayeti, kadınların veya kız çocuklarının yalnızca kadın kimlikleri nedeniyle kasıtlı olarak öldürülmesidir. Terim, 1970'li yıllarda feminist yazar Diana E.H. Russell tarafından, kadına yönelik şiddetin bu en uç biçimini görünür kılmak amacıyla yaygınlaştırılmıştır. Çoğunlukla mevcut veya eski eş ya da partnerler tarafından işlenir.
2025 yılında Türkiye'de kaç kadın öldürüldü?
Ulaşılabilen bağımsız verilere göre 2025'in yalnızca ilk altı ayında 112 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Sadece Mayıs ayı içinde 43 kadının ölümü basına 'şüpheli' olarak yansıdı. Resmi ve sistematik bir veri tabanı olmaması nedeniyle gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Son cinayetler neden Türkiye'de bu kadar büyük tepki çekti?
Lamiya ve Sultan'ın aynı gün içinde nişanlıları tarafından katledilmesi, kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve adalet sistemindeki koruma zaafını gözler önüne serdi. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmış olması ve faillere uygulanan iyi hal indirimleri, toplumda büyük bir infial yaratıyor.
Dünya çapında kadın cinayetlerinin durumu nedir?
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kadın cinayetleri küresel bir krizdir. Faillerin büyük kısmı eş veya yakın partnerdir. Ancak çoğu ülkede cinayet nedenleri ve fail-mağdur ilişkisi kayıt altına alınmadığı için, olgunun küresel boyutuna dair sağlıklı istatistiklere ulaşmak oldukça zordur.