Gündem10 Temmuz 2026

Tahran'dan Washington'a net mesaj: Tehditler sürdükçe 'nihai anlaşma' masası kurulmayacak

İran, ABD ile nükleer programına ilişkin olası bir nihai anlaşma için müzakere masasına oturmasının ön koşulunu açıkladı: Washington'un tehdit dilini tamamen terk etmesi. Tahran, Trump yönetiminin askeri seçenekleri gündemde tutması halinde diplomatik kanalın kapalı kalacağını duyurdu.

Ne oldu?

İran-ABD nihai anlaşma, Tahran'ın nükleer programının sınırlandırılması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngören uzun soluklu diplomatik sürecin hedefini tanımlar. Bu hedefe giden yol şimdilik kapandı. İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Trump'ın “müzakere yoksa askeri seçenek masada” çıkışına sert yanıt verdi. Tahran yönetimi, tehditlerin gölgesinde hiçbir doğrudan görüşmenin başlamayacağını resmen ilan etti. Bu açıklama, Umman aracılığıyla yürütülen dolaylı temas ihtimalini tamamen rafa kaldırmasa da süreci derin bir belirsizliğe sürüklemiş durumda.

Neden gündemde?

Trump'ın ikinci başkanlık döneminde İran'a yönelik “azami baskı” politikasına dönmesi, tansiyonu yeniden tırmandırdı. Beyaz Saray bir yandan İran'a mektup göndererek müzakerelere çağırırken, diğer yandan Yemen’deki Husilere karşı operasyonları gerekçe gösterip Tahran'ı askeri güçle tehdit ediyor. İran ise bu ikircikli yaklaşımı kabul edilemez buluyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın daha önce verdiği “dolaylı müzakereye varız” mesajı, ABD'nin askeri tehditleri sürdürmesiyle geçerliliğini yitirdi. Körfez'de savaş gemilerinin konuşlandırılması ve İsrail'in olası hava saldırısı haberleri, bu restleşmeyi küresel güvenlik gündeminin zirvesine taşıyor.

Bilinmesi gerekenler

Tahran’ın temel itirazı yöntemsel değil, siyasi. İran rejimi, “zorla müzakere” dayatmasını ulusal onur meselesi haline getirdi. Dışişleri Bakanı Arakçi, “İran'a yönelik askeri tehditler devam ederken doğrudan görüşme olmayacak” sözleriyle pozisyonu netleştirdi. Bu tavır, ülke içindeki muhafazakar kanadın Batı’ya güvensizliğini de yansıtıyor. Diplomatik kaynaklara göre Tahran yalnızca nükleer değil, füze programı ve bölgesel milis güçlerini de içeren kapsamlı bir talebe karşı emniyet supabı arıyor. Tüm bunlar yaşanırken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın yüzde 60 saflıkta uranyum stoklamaya devam ettiğini teyit ediyor.

Sırada ne var?

Kısa vadede iki senaryo öne çıkıyor. İlk ihtimal, Umman veya Katar arabuluculuğunda “dolaylı ama eş zamanlı” görüşme formatının denenmesi. İkinci ve daha karamsar senaryo ise, diplomatik kanal tamamen donarken İsrail'in tek taraflı askeri sabotaj veya hava operasyonlarıyla nükleer tesisleri hedef alması. Araştırma merkezleri, yaz aylarında İran’ın nükleer eşiğe daha da yaklaşması halinde ABD Kongresi'nde yeni ve daha ağır yaptırım paketlerinin devreye gireceğini değerlendiriyor. Tahran ise şimdilik el yükselten taraf görüntüsü vererek topu Washington'un sahasına bırakmış durumda.

Sık Sorulan Sorular

İran neden ABD ile doğrudan müzakere yapmayı reddediyor?

Tahran, Trump yönetiminin bir yandan müzakere çağrısı yaparken diğer yandan askeri tehdit dilini sürdürmesini 'şantaj' olarak değerlendiriyor. Bu ikiyüzlü tutumun sürmesi halinde görüşme masasına oturmayacaklarını belirtiyor.

Nihai anlaşma tam olarak neyi kapsıyor?

Nihai anlaşma, İran'ın nükleer programını kalıcı olarak sınırlandırması, uranyum zenginleştirme seviyesini düşürmesi ve UAEA denetimlerine tam erişim izni vermesi karşılığında, ABD ve AB'nin ekonomik yaptırımları kaldırmasını içeriyor. Ancak İran füze programı ve bölgesel nüfuzunun da dahil edilip edilmeyeceği temel anlaşmazlık konusu.

Askeri müdahale ihtimali gerçekçi mi?

Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik doğrudan bir kara harekatını düşük ihtimal olarak görse de İsrail'in, nükleer tesislere yönelik sınırlı hava saldırıları düzenleme olasılığını ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu durum bölgesel bir savaşı tetikleyebilir.

#İran#ABD#nükleer anlaşma#Tahran#Trump#müzakere#yaptırımlar#Ortadoğu