Gündem2 Temmuz 2026

Sivas Katliamı yargı skandalları: 33 yılda tükenmeyen bir hukuk mücadelesi

Madımak Oteli'nin yakıldığı ve 33 canın yitirildiği Sivas Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen yargı süreci skandallarla dolu. Cezaevinde sadece 4 hükümlü kalırken, Anayasa Mahkemesi'nin önündeki dosya 12 yıldır karara bağlanmadı.

Ne oldu?

Sivas Katliamı yargı skandalları, 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde 33 insanın yakılarak öldürülmesiyle sonuçlanan olayın fail, azmettirici ve ihmali bulunanların yargılanması sürecinde yaşanan hukuki çarpıklıklar ve zamanaşımı tartışmalarıdır. Olayın üzerinden tam 33 yıl geçti. Açılan çok sayıda dava, yıllara yayılan temyiz süreçleri ve verilen kararlar, aileler ve hukukçular tarafından hâlâ ağır bir yara olarak nitelendiriliyor. Mahkumiyet alan sanıkların birçoğu zaman içinde tahliye edilirken, bugün itibarıyla cezaevinde yalnızca 4 hükümlü bulunuyor.

Neden gündemde?

Katliamın 33. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma programları ve hazırlanan yeni basın dosyaları, dosyadaki kronik hukuki tıkanıkları yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. T24'ün soru-cevap formatında derlediği "30 soruda Sivas Katliamı ve yargı skandalları" başlıklı çalışma, sürecin en tartışmalı noktalarını tek bir çatı altında topladı. Buna göre en büyük skandallardan biri, bireysel başvurunun 12 yıldır Anayasa Mahkemesi önünde bekliyor olması. Mahkemenin bu konuda hâlâ bir karar vermemiş olması, adalete erişim hakkının açık ihlali olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda konu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde de takip ediliyor. İlke TV gibi kanallarda düzenlenen canlı yayınlar ve "33 Can" gibi kültürel anma projeleri de kamuoyunun hafızasını diri tutuyor.

Bilinmesi gerekenler

Katliamın ardından başlatılan yargı sürecinde toplamda 124 kişi yargılandı. Mahkeme 33 kişiyi idama mahkum etti, ancak dönemin siyasi konjonktürü ve 2001'de idamın kaldırılmasıyla cezalar müebbet hapse dönüştü. Bu mahkumiyetlerin bir kısmı Yargıtay tarafından bozuldu, bir kısmı ceza indirimlerinden faydalandı. En kritik tartışmalardan biri, Aziz Nesin ve aydınları hedef alan linç girişiminin bir terör eylemi olarak mı yoksa adi suç olarak mı değerlendirileceği noktasında düğümleniyor. Hukukçular, olayın bir insanlık suçu olduğunu ve zamanaşımının işletilmemesi gerektiğini ısrarla vurguluyor. Buna karşın, AYM'nin suskunluğu ve firari sanıkların akıbeti kamu vicdanında tam bir kapanma sağlanmasının önünde engel teşkil ediyor. Ailelerin avukatları, sürecin sürüncemede bırakıldığını, verilmeyen kararlarla etkili soruşturma yükümlülüğünün çiğnendiğini belirtiyor.

Sırada ne var?

Anma etkinlikleri kapsamında Ankara ve Sivas'ta gerçekleştirilecek programlarla katliamın sorumluları yeniden kamuoyunun vicdanına havale edilecek. Hukuk cephesinde ise gözler hâlâ AYM'de. Mahkemenin 12 yılı aşkın süredir esastan incelemediği dosyanın hangi gerekçelerle bekletildiği net değil. Paralel olarak süren AİHM başvurusunda, Türkiye'nin etkili soruşturma yürütmediği yönünde bir ihlal kararı çıkma ihtimali masada. Hukuk çevreleri, zamanaşımı süresinin tamamen dolmaması için Anayasa Mahkemesi'nin en kısa sürede bir karar vermesini ve firarilerin yakalanması için uluslararası kırmızı bülten süreçlerinin güncellenmesini talep ediyor. Adalet Bakanlığı ve ilgili yargı organları nezdinde atılacak somut bir adım olup olmayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Sık Sorulan Sorular

Sivas Katliamı davasında cezaevinde kalan hükümlü sayısı kaçtır?

2026 yılı itibarıyla ceza infaz kurumlarında Sivas Katliamı'ndan hükümlü bulunan kişi sayısı yalnızca 4'tür. Mahkumiyet alan diğer pek çok isim yıllar içinde tahliye olmuş veya firar etmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin Sivas Katliamı başvurusunu 12 yıldır incelememesinin sebebi nedir?

Anayasa Mahkemesi, başvurunun 12 yıldır esastan karara bağlanmamasına ilişkin resmi bir gerekçe yayınlamış değildir. Hukukçular bu durumu mahkemenin işleyişine dair ciddi bir sorun ve adalete erişim hakkının ihlali olarak tanımlamaktadır.

Sivas Katliamı neden bir insanlık suçu olarak değerlendirilmektedir?

Aydın, sanatçı ve yazarların hedef alınarak sistematik bir linç girişimiyle Madımak Oteli'nde kuşatılıp yakılması, uluslararası hukuk açısından sivil halka yönelik yaygın ve planlı bir saldırı kapsamına girer. Bu niteliği nedeniyle hukukçular, olayın zamanaşımına uğramayacak bir insanlık suçu olduğu görüşündedir.

#Sivas Katliamı#Madımak#yargı skandalları#Anayasa Mahkemesi#insan hakları#AİHM#Türkiye