Gündem2 Temmuz 2026

Şeyh Said’in idamının 101. yılında tarihle yüzleşme ve mezar yeri tartışmaları alevlendi

Şeyh Said’in 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da idam edilmesinin 101. yıldönümünde, mezar yerinin açıklanması ve resmî tarih yazımının sorgulanması talepleri farklı kesimlerin gündeminde.

Şeyh Said’in idamının 101. yılında tarihle yüzleşme ve mezar yeri tartışmaları alevlendi

Ne oldu?

Şeyh Said, 1925 yılında dönemin hükümetine karşı geniş çaplı bir isyanın lideri olarak yargılanıp idam edilen Zaza kökenli bir Nakşibendi şeyhidir. 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da idam edilişinin 101. yıldönümü, bu yıl da toplumsal ve siyasi tartışmaların odağı haline geldi. Özellikle Diyarbakır Barosu’nun “Şeyh Said ve 46 arkadaşının mezar yerleri açıklanmalı” çağrısı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir personelin onu ‘şehit’ ilan eden sosyal medya paylaşımı, konuyu yeniden ateşleyen iki önemli başlık oldu.

Neden gündemde?

Tartışma, tek bir anma etkinliğinin ötesinde, Türkiye’nin resmî tarih yazımıyla yüzleşmesi gerektiği tezine dayanıyor. Bianet’in aktardığı açıklamada, “Devlet geçmişiyle yüzleşirse barış inşa edilir” ifadesi öne çıkarken, Doğru Haber ve Yeni Akit gibi yayın organları “iftiralar son bulsun” ve “gerçek tarihle yüzleşilsin” başlıklarıyla sürece farklı bir perspektiften destek verdi. Öte yandan Tigris Haber’in duyurduğu Diyarbakır Barosu çağrısı, idam edilenlerin defin yerlerinin hâlâ bir sır perdesi ardında olmasının, toplumsal hafızada tamamlanmamış bir yas sürecine işaret ettiğini savunuyor. Diyanet personeline dair Veryansın TV haberi ise, bir kamu görevlisinin tarihsel bir figürü dinî bir mertebeye yerleştirmesinin yarattığı hukuki ve idari gerilimi gözler önüne serdi.

Bilinmesi gerekenler

Şeyh Said İsyanı, yalnızca dini motiflerle açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Nakşibendi tarikatına mensup bir lider olarak Şeyh Said, hem hilafetin kaldırılması gibi radikal laik reformlara hem de merkezileşme politikalarıyla bölgedeki geleneksel aşiret yapılarının tasfiyesine karşı bir direniş örgütlemişti. İngiltere’nin Musul meselesini çözmek üzere Türkiye ile masada olduğu bir dönemde patlak veren ayaklanma, genç cumhuriyet için hem iç hem dış siyasette kritik bir sınavdı. İsyan bastırıldıktan sonra Şeyh Said, Diyarbakır’daki İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı ve 46 kişiyle birlikte idam edildi. Defin yerinin tam olarak bilinmemesi, bugün bile aileler ve araştırmacılar için tam kapanmamış bir hesap olarak duruyor.

Sırada ne var?

Önümüzdeki günlerde siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından konuya ilişkin yeni açıklamalar gelmesi muhtemel. Diyarbakır Barosu’nun başlattığı hukuki ve toplumsal girişimin genişleyip genişlemeyeceği, Diyanet’in ise kurum personeli hakkında herhangi bir işlem yapıp yapmayacağı izlenecek. Asıl mesele, bu tartışmanın yalnızca bir yıldönümü anması olmaktan çıkıp, Türkiye’nin yüzleşme ve helalleşme kavramları etrafında şekillenen daha büyük bir ulusal mutabakat arayışına evrilip evrilmeyeceğidir.

Sık Sorulan Sorular

Şeyh Said tam olarak neden idam edildi?

Şeyh Said, 1925 yılında dönemin Ankara Hükümeti’ne karşı başlatılan ve kısa sürede geniş bir alana yayılan isyanın elebaşı olarak yargılandı. Diyarbakır İstiklal Mahkemesi, onu ‘devlete isyan’ suçundan idama mahkûm etti ve 29 Haziran 1925’te cezası infaz edildi.

Şeyh Said’in mezarı neden hâlâ tartışma konusu?

Şeyh Said ve beraberindeki 46 kişinin idam sonrası nereye defnedildiği resmî olarak hiçbir zaman açıklanmadı. Diyarbakır Barosu, bu belirsizliğin giderilmesi ve mezarların yerlerinin ailelere bildirilmesi için devlete çağrıda bulunuyor. Defin yerinin sır olarak kalması, yakınları ve araştırmacılar tarafından ‘devletin geçmişiyle yüzleşmekten kaçınması’ olarak yorumlanıyor.

Diyanet personeli Şeyh Said için ne dedi?

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir görevli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Şeyh Said’i ‘şehit’ olarak nitelendirdi. Bu ifade, bir kamu görevlisinin resmî tarih yazımıyla çelişen dini-siyasi bir atıfta bulunması nedeniyle tepki çekti.

Şeyh Said neden farklı kesimlerce sahipleniliyor?

Şeyh Said, muhafazakâr ve İslamcı çevrelerce dini hassasiyetleri savunan bir önder olarak görülürken, Kürt siyasi hareketi içinde bölgesel direnişin sembol isimlerinden biri olarak anılıyor. Farklı motivasyonlarla da olsa, iki kesim de onu adalet ve hak mücadelesinin tarihsel bir figürü olarak değerlendiriyor.

#Şeyh Said#şeyh said isyanı#idam yıldönümü#mezar yeri#Diyarbakır Barosu#resmi tarih#yüzleşme