Marmara'da 3.6 büyüklüğünde deprem: 'Küçük' sarsıntının büyük mesajı ne?
Marmara Denizi'nde meydana gelen 3.6 büyüklüğündeki deprem, İstanbul'da beklenen büyük deprem tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, bu tür küçük sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olmadığını ancak riski hatırlatması açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Bu yazıyı sesli dinle
Ne oldu?
Deprem, yer kabuğundaki ani enerji boşalımıyla oluşan sismik dalgaların yeryüzünü sarsmasıdır. Türkiye'nin en kritik deprem kuşağında yer alan Marmara Denizi'nde, 25 Mart 2026 sabah saatlerinde 3.6 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildi. AFAD verilerine göre deprem, yerin yaklaşık 7 kilometre derinliğinde meydana geldi. Sığ bir deprem olması nedeniyle İstanbul'un özellikle sahil kesimlerinde ve Silivri başta olmak üzere çevre ilçelerde kısa süreli paniğe yol açtı. Can ya da mal kaybına neden olmayan sarsıntı, beklenen büyük Marmara depremine dair hassasiyeti yüksek olan bölge halkını bir kez daha tedirgin etti.
Neden gündemde?
3.6 büyüklüğündeki bir deprem, Moment magnitüd ölçeğine göre normal koşullarda 'hafif' sınıfına girer ve çoğu zaman ciddi bir risk oluşturmaz. Ancak söz konusu Marmara olduğunda, en küçük sarsıntı bile kamuoyunda geniş yankı buluyor. Bunun başlıca sebebi, bilim insanlarının ve ilgili kurumların yıllardır dile getirdiği, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi içinden geçen segmentinin kırılmayı bekleyen sismik bir boşluk olduğu gerçeği. Milliyet'te yer alan değerlendirmelerde, İstanbul'da 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin mümkün olduğu ve özellikle Avcılar, Kumburgaz ve Adalar fay hatlarının bu senaryoda kritik rol oynayacağı vurgulandı. Son sarsıntının tam da bu tartışmaların odağındaki Silivri açıklarında gerçekleşmesi, konuyu yeniden manşetlere taşıdı.
Aynı günlerde A Haber'de yayınlanan ve yapay zeka destekli araştırmalara dayandırılan bir haberde, yerin altında gizli bir deprem ağı bulunduğu iddiası da gündeme geldi. Bu tür haberler bilimsel doğrulamaya muhtaç olsa da, deprem farkındalığını diri tutuyor. Öte yandan Endonezya'da meydana gelen 6.7 büyüklüğündeki deprem gibi küresel sismik hareketlilikler de ulusal deprem gündemini besleyen unsurlar arasında yer aldı.
Bilinmesi gerekenler
Deprem biliminde küçük sarsıntıların büyük bir depremi tetikleyip tetiklemeyeceği sorusu net bir yanıta sahip değil. Sismoloji uzmanları, bu büyüklükteki depremlerin ana şoku önceden bildirme kabiliyeti olmadığını, fay hattındaki olağan enerji boşalımları olduğunu belirtiyor. Ancak 3.6'lık depremin sığ derinlikte gerçekleşmesi, özellikle zemin yapısı zayıf bölgelerde yapı güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. AFAD ve Kandilli Rasathanesi verilerine göre Türkiye'de son 58 yılda depremler nedeniyle 58 binden fazla insan hayatını kaybetti, 122 binden fazla kişi yaralandı ve 411 bini aşkın bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Bu acı tablo, her sarsıntının bir uyarı olarak okunması gerektiğini gösteriyor.
Depremin büyüklüğü Moment magnitüd ölçeğiyle belirlenirken, hissedilme şiddeti Mercalli ölçeğiyle değerlendiriliyor. Yüzeye yakın depremler daha şiddetli hissediliyor ve daha fazla hasara yol açabiliyor. Marmara'daki son depremin 7 kilometre gibi sığ bir derinlikte olması, İstanbul'un Avrupa Yakası kıyılarında Mercalli ölçeğine göre hafif-orta şiddette hissedilmesine neden oldu.
Sırada ne var?
Kamu otoritelerinin ve yerel yönetimlerin atacağı adımlar yakından izleniyor. AFAD ve ilgili kurumların deprem sonrası bilgilendirme süreci olağan seyrinde işlerken, gözler İstanbul'un depreme dayanıklılık seferberliğine çevrilmiş durumda. Kentsel dönüşüm projelerinin hızı, toplanma alanlarının durumu ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, bu küçük sarsıntının bir korku kültürüne dönüşmemesi, ancak riski görünür kılan bir bilinç tazeleme aracı olması gerektiği görüşünde. Marmara'da önümüzdeki günlerde benzer büyüklükte artçı veya bağımsız sarsıntıların yaşanması sürpriz olmayacaktır; önemli olan, bireysel ve kurumsal hazırlık seviyesinin sürekli güncel tutulmasıdır.
Sık Sorulan Sorular
Marmara'da 3.6 büyüklüğündeki deprem büyük depremin habercisi mi?
Hayır. Sismoloji uzmanlarına göre bu büyüklükteki depremler, fay hattındaki olağan enerji boşalımlarıdır ve büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamaz. Bilimsel olarak depremin zamanını önceden bildirmek mümkün değildir.
Deprem İstanbul'da neden daha çok hissedildi?
Deprem yerin sadece 7 kilometre derinliğinde, yani yüzeye çok yakın bir noktada gerçekleşti. Sığ depremler, sismik dalgalar enerji kaybetmeden yeryüzüne ulaştığı için daha şiddetli hissedilir.
İstanbul'da 7 ve üzeri deprem mümkün mü?
Uzmanlara göre mümkün. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi içindeki kırılmamış segmentleri, tarihsel veriler ve sismik boşluk teorisi ışığında 7'nin üzerinde bir deprem üretme potansiyeline sahip. Özellikle Avcılar, Kumburgaz ve Adalar fay hatları bu senaryoda kritik.
Türkiye'de depremler hangi kurum tarafından izleniyor?
Deprem izleme faaliyetleri AFAD ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülüyor. Her iki kurum da son depremleri anlık olarak internet sitelerinden paylaşıyor.