Kayıp Seslerin Peşinde: 20. Yüzyıl Başında Ermeni Kadın Sopranolar ve Columbia Plakları
ABD'li plak devi Columbia Records'un 20. yüzyıl başında Osmanlı topraklarında kaydettiği Ermeni kadın sopranolara ait ses kayıtları yeniden gündemde. Reportare.com'da yer alan araştırma, kaybolmuş bu mirasın izini sürüyor ve dönemin kültürel dokusuna ışık tutuyor.
Ne oldu?
Columbia, bu bağlamda ABD merkezli bir plak şirketi olan Columbia Records'un Osmanlı İmparatorluğu'ndaki faaliyetlerine işaret ediyor. Reportare.com'da yayımlanan kapsamlı bir dosyaya göre, şirket 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bölgeye plak kaydetmek üzere ekipler gönderdi. Bu ekiplerin kaydettiği sanatçılar arasında, dönemin sosyal normlarına meydan okuyan ve sayıları hiç de azımsanmayacak ölçüde olan Ermeni kadın sopranolar öne çıkıyor. Ancak bu kayıtların önemli bir kısmı günümüze ulaşmadı; ya kayboldu ya da arşivlerin derinliklerinde keşfedilmeyi bekliyor.
Neden gündemde?
Konunun gündeme gelmesinin iki temel sebebi var. Birincisi, müzik tarihçileri ve koleksiyonerler için bir 'arkeolojik kazı' niteliği taşıyan bu kayıtların varlığı, yakın tarihin kültürel mirasına dair önemli bir boşluğu doldurma potansiyeli taşıyor. Osmanlı’nın son döneminde, özellikle İstanbul ve İzmir gibi kozmopolit merkezlerde, kadınların sahne alması ve seslerini plaklara kaydettirmesi kolay bir süreç değildi. Bu sopranoların kayıtları, hem müzikal hem de toplumsal cinsiyet tarihi açısından eşsiz belgeler. İkincisi ise, bu bilgi günümüzün popüler kültürü ve ekonomi gündeminde aynı isimle anılan markalarla – outdoor giyim devi Columbia Sportswear ve öğrenci hareketleriyle gündeme gelen Columbia Üniversitesi – karıştırılarak dolaşıma giriyor. Oysa buradaki 'Columbia', tamamen farklı bir tarihi sorumluluğa işaret ediyor.
Bilinmesi gerekenler
Columbia plak şirketi, 1900'lerin başında dünya müziğine büyük yatırım yapıyordu. Şirket, Avrupa ve Ortadoğu'ya gönderdiği ses mühendisleri aracılığıyla yerel müziği ölümsüzleştirmeyi hedefliyordu. Tam bu noktada, Batı müziği eğitimi almış, operet ve opera aryaları seslendiren Ermeni kadın sanatçılar devreye girdi. Kaybolduğu belirtilen taş plak kayıtları, sadece Ermenice veya Türkçe değil, Fransızca ve İtalyanca repertuvarları da içeriyor. Bu kayıtların bulunamayan kısımları, savaşlar, arşiv yangınları ve kurumsal ihmaller nedeniyle yitip gitti. Reportare.com'daki çalışma, bu plakların seri numaralarına ve dönemin gazete ilanlarına dayanarak bir iz sürme çabası. Yani ortada somut bir keşif henüz yok, ancak tarihi belgeler böyle bir hazinenin varlığını kesin bir dille ortaya koyuyor.
Sırada ne var?
Kültür tarihçileri ve özel koleksiyoncular, bu kayıtların bir bölümünün Avrupa'daki ikinci el pazarlarında veya unutulmuş aile arşivlerinde olabileceğini düşünüyor. Bu seslerin tamamen yok olmaması, dijitalleştirme ve uluslararası arşiv iş birliği projelerine bağlı. Konu, 'Somut Olmayan Kültürel Miras' ve erken dönem kayıt teknolojileri üzerine çalışan araştırmacıların radarında kalmaya devam edecek.
Sık Sorulan Sorular
Columbia plak şirketi Osmanlı'da ne zaman kayıt yapmaya başladı?
Columbia Records, 20. yüzyılın hemen başında (yaklaşık 1900-1910'lu yıllar) Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasına ses kayıt ekipleri göndermeye başlamıştır.
Kaybolan kayıtlarda hangi tür müzikler var?
Kayıtlar ağırlıklı olarak Batı tarzı opera aryaları, operet parçaları ve dönemin popüler şarkılarını içeriyor. Eserler Ermenice, Türkçe, Fransızca ve İtalyanca dillerinde seslendirilmiştir.
Bu Columbia ile giyim markası Columbia aynı şey mi?
Hayır, tamamen farklı kuruluşlardır. Habere konu olan Columbia, müzik kayıt sektöründe faaliyet gösteren tarihi plak şirketidir; Columbia Sportswear ise bir outdoor giyim ve ekipman markasıdır.
Kayıtlar bugüne kadar nerede saklanmış olabilir?
Araştırmacılar, kayıtların bir kısmının Avrupa'daki sahaflarda, özel koleksiyonlarda veya bazı Ermeni ailelerin kişisel arşivlerinde saklanmış olabileceğini iddia ediyor.