İstanbul ve İzmir'de Onur Yürüyüşü’ne polis müdahalesi: Yüzlerce kişi gözaltında, tepkiler büyüyor
İstanbul ve İzmir'de düzenlenen Onur Yürüyüşü etkinliklerine yapılan polis müdahalelerinde en az 76 kişi gözaltına alındı. Yasaklara rağmen 'Yaşamda Israr' temasıyla toplanan gruplara biber gazı ve fiziki güçle müdahale edildiği bildirildi.
Ne oldu?
Onur Yürüyüşü müdahale, Türkiye'nin büyükşehirlerinde valiliklerin koyduğu yasaklara rağmen bir araya gelen LGBTİ+ topluluğu ve destekçilerine güvenlik güçlerinin sert biçimde engel olmasıdır. 29 Haziran 2025 Pazar günü İstanbul'da 23'üncüsü düzenlenmek istenen Onur Yürüyüşü'ne polis, İstiklal Caddesi ve çevresindeki sokakları bariyerlerle kapatarak müdahale etti. "Yaşamda Israr" temasıyla toplanan gruba biber gazı sıkıldı, en az 40 kişi gözaltına alındı. BBC News Türkçe'nin haberine göre ilerleyen süreçte gözaltına alınanlardan üç kişi tutuklandı. Aynı günlerde İzmir'de de benzer bir tablo yaşandı. Valiliğin yasaklama kararına karşın toplanan gruplara yapılan müdahalede çeşitli kaynaklara göre 29 ila 36 kişi gözaltına alındı. Ankara'da ise 5'inci Onur Yürüyüşü yasaklara rağmen gerçekleştirildi, etkinlik sonrası 8 kişi gözaltına alındı.
Neden gündemde?
Her yıl Haziran ayının son haftasında dünya genelinde kutlanan Onur Haftası kapsamındaki yürüyüşler, Türkiye'de 2015'ten bu yana düzenli olarak valilik kararlarıyla yasaklanıyor. Buna rağmen aktivistlerin ve sivil toplumun ısrarla sokağa çıkması, her seferinde polis müdahalesiyle sonuçlanan bir çatışma döngüsü yaratıyor. Bu yılki müdahaleleri öne çıkaran iki unsur var. Birincisi, gözaltı sayısının geçen yıla kıyasla yüksekliği. İkincisi ise Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) daha önceki yıllara ait raporlarında belgelediği hak ihlali iddialarının bu yıl da gündeme gelmesi. TİHV'in 22. İstanbul Onur Yürüyüşü Gözlem Raporu, gözaltına alınanların yaklaşık 8 saat boyunca keyfi biçimde özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını, işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını ortaya koymuştu. Yeni müdahaleler, bu raporun bulgularının ışığında toplumsal muhalefet ve insan hakları çevrelerinde daha yüksek bir hassasiyetle karşılanıyor. Ayrıca İstanbul'da üç kişinin tutuklanması, müdahalenin hukuki boyutunu daha da tartışmalı hale getirdi.
Bilinmesi gerekenler
Bilinmesi gereken ilk nokta, yürüyüşlerin yasal dayanağına ilişkin süregelen tartışmadır. Valilikler, genellikle "kamu düzeni ve güvenliği" gerekçesiyle etkinlikleri yasaklıyor. Buna karşın insan hakları örgütleri, Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğini savunuyor. İkinci olarak, polis müdahalesinin boyutu dikkat çekiyor. Görgü tanıklarının ifadelerine ve sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre güvenlik güçleri, İstiklal Caddesi'nin ara sokaklarında sıkıştırdığı grupları dağıtmak için cop ve biber gazı kullandı. İzmir'de de benzer bir sertlik söz konusuydu. Üçüncü olarak, gözaltı rakamlarındaki değişkenlik medya kaynaklarına göre farklılık gösteriyor. İstanbul için resmi bir açıklama henüz gelmezken, sivil toplum kaynakları ve haber siteleri toplam sayının 40'ı aştığında hemfikir. İzmir'de ise Halk TV 29, Cumhuriyet gazetesi 36 kişinin gözaltına alındığını yazdı. Bu farklar, olay anındaki bilgi akışının sınırlı olmasından kaynaklanıyor.
Sırada ne var?
Gözaltı süreçlerinin tamamlanması ve tutuklamaların ardından gözler yargı aşamasına çevrildi. İstanbul'daki üç tutuklamanın gerekçesi önümüzdeki günlerde netleşecek. İnsan hakları dernekleri ve barolar, gözaltındakilere hukuki destek sağlamak için harekete geçti. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların konuya ilişkin açıklama yapması bekleniyor. Öte yandan siyasi cephede, muhalefet partilerinin müdahaleleri Meclis gündemine taşıyacağı ve valiliklerin yasaklama kararlarına karşı yeni hukuki mücadele hatlarının açılacağı öngörülüyor. Daha geniş perspektifte ise bu müdahaleler, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve toplanma hakkının durumuna dair yeni bir rapor ve belgeleme sürecini başlatacak gibi görünüyor. Onur Yürüyüşü organizatörleri her yıl olduğu gibi "Pes etmeyeceğiz, yürümeye devam edeceğiz" mesajını yinelerken, sokak ile devlet arasındaki bu çetin gerilimin gelecek yıllarda da sürmesi bekleniyor.
Sık Sorulan Sorular
İstanbul Onur Yürüyüşü'nde neden müdahale oldu?
İstanbul Valiliği, etkinliği 'kamu düzeni ve güvenliği' gerekçesiyle yasakladı. Polis, yasağa rağmen İstiklal Caddesi ve çevresinde toplanan grupları dağıtmak için biber gazı ve fiziki güç kullanarak müdahale etti.
Gözaltı sayıları neden farklılık gösteriyor?
Resmi makamlardan anlık net bir açıklama yapılmadığı için medya ve sivil toplum kaynakları farklı rakamlar aktardı. İstanbul'da en az 40, İzmir'de 29 ila 36 arasında değişen sayıda gözaltı olduğu belirtiliyor. Bu farklar, bilgi akışındaki kısıtlılıktan kaynaklanıyor.
Onur Yürüyüşü Türkiye'de yasal mı?
Anayasa'nın 34. maddesi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını güvence altına alır. Ancak valilikler, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na dayanarak 'kamu güvenliği' gerekçesiyle yasaklama yetkisine sahip. Her yıl konulan yasaklar ve müdahaleler, hukuki tartışmaların odağında yer alıyor.
Gözaltına alınanlara ne oldu?
İstanbul'da gözaltına alınan en az 40 kişiden üçü çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Diğerlerinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı tahmin ediliyor. TİHV'nin önceki yıllara ait raporları, gözaltı sürecinde hak ihlalleri ve kötü muamele yaşandığını belgelemişti.