Gündem28 Haziran 2026

İstanbul Onur Yürüyüşü müdahalesi: Gözaltılar, hukuki süreç ve yıllardır süren yasak geleneği

24'üncüsü düzenlenen İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, valilik yasağına rağmen Kadıköy'de başladı. Polisin geniş güvenlik önlemleri altında yaptığı müdahalede çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Ne oldu?

İstanbul Onur Yürüyüşü müdahalesi, her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve 2015 yılından bu yana resmi makamlarca izin verilmeyen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne güvenlik güçlerinin bu yıl da sert biçimde engel olmasıdır. 29 Haziran 2025 Pazar günü toplanan gruplar, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da İstanbul Valiliği'nin yasaklama kararıyla karşılaştı. Müdahale sonucunda BBC ve çeşitli ulusal medya kuruluşlarının aktardığına göre en az 50 kişi gözaltına alındı; soL Haber ve diğer kaynaklar bu sayının en az 40 olduğunu teyit ederken, gözaltı işlemlerinin gün boyu sürdüğü bildirildi.

Yürüyüş bu yıl Kadıköy’de, Yaverbey Sokak ve Caferağa Mahallesi civarında başladı. Polis ekipleri, katılımcıların sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçtiği anlarda sokak girişlerini kapatarak geniş çaplı bir abluka oluşturdu. “Neredesin aşkım” ve “Yaşamda Israr” gibi sloganların atıldığı alanda, gözaltılar sırasında fiziksel müdahale anları bağımsız basın kuruluşları ve yurttaş kameraları tarafından kaydedildi.

Neden gündemde?

Olayın bu denli yankı uyandırmasının birkaç temel sebebi var. İlki, Türkiye’de 2015'ten beri Onur Yürüyüşü’ne sistemli biçimde izin verilmemesi. İkincisi, bu yılki yürüyüşün Ramazan ayına denk gelmesi, yasak gerekçeleri arasında gösterilse de, etkinliğin daha önceki yıllarda da farklı tarihlerde ve hiçbir dini bayrama denk gelmeden engellendiği biliniyor. Üçüncü ve en önemli sebep ise, geçmiş yıllara ait gözlem raporlarında belgelenen insan hakları ihlalleri.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 22. İstanbul Onur Yürüyüşü Gözlem Raporu, gözaltına alınan kişilerin yaklaşık 8 saat boyunca özgürlüklerinden keyfi biçimde mahrum bırakıldığını, kötü muamele ve işkence iddialarının bulunduğunu ortaya koymuştu. Bu somut veriler, her yeni müdahalede uluslararası insan hakları örgütlerinin ve diplomatik misyonların tepkisini çekiyor. 2025 yılındaki gözaltı sayılarının bir kez daha onlarca kişiye ulaşması, yasağın artık bir teamül haline geldiği eleştirilerini güçlendirdi.

Bilinmesi gerekenler

İstanbul Onur Yürüyüşü’nün hukuki statüsü konusunda kamuoyunda sıklıkla yanlış anlaşılmalar yaşanıyor. Anayasa’nın 34. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını güvence altına alır. Valilik yasaklamaları sıklıkla “güvenlik” ve “kamu düzeni” gerekçelerine dayandırılsa da, AİHM içtihatları, bir etkinliğin sırf içeriği veya katılımcı profili nedeniyle topyekûn yasaklanmasını hak ihlali sayıyor.

Öne çıkan bir başka önemli nokta, gözaltına alınanların hukuki akıbeti. BBC News Türkçe’nin 29 Haziran 2025 tarihli haberine göre, 23’üncü yürüyüş sonrası üç kişi tutuklanmıştı. Bu yılki gözaltıların ardından da benzer bir sürecin işlemesi ve ifade işlemlerinin uzun saatler sürmesi bekleniyor. Avukatlar, gözaltı merkezlerine erişim konusunda zaman zaman kısıtlamalarla karşılaştıklarını belirtiyor.

Ayrıca etkinlik, artık sadece İstiklal Caddesi ile sınırlı değil; son yıllarda Taksim’e çıkışlar tamamen kapatıldığı için katılımcılar Kadıköy başta olmak üzere farklı güzergâhlarda bir araya geliyor. Bu durum, polis müdahalesinin coğrafi olarak da şehrin farklı noktalarına yayılmasına yol açıyor.

Sırada ne var?

Gözaltındaki kişilerin adliyeye sevk edilmesi ve muhtemel tutuklama talepleri, önümüzdeki saatlerin ana gündem maddesi olacak. Geçmiş yıllardaki deneyimler, gözaltıların ardından serbest bırakılanların büyük bölümüne “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” gerekçesiyle adli işlem yapıldığını gösteriyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi yapıların, müdahalenin dozuna ilişkin kınama mesajları yayımlaması beklenirken, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun da geçmiş yıllarda olduğu gibi bir açıklama yapıp yapmayacağı merak konusu.

Orta vadede ise, Türkiye’nin LGBTİ+ bireylerin barışçıl toplantı özgürlüğü karnesi, Avrupa Konseyi ve BM mekanizmalarındaki periyodik raporlarda yeniden sorgulanacaktır. İstanbul Valiliği’nin yürüyüşe ilişkin yasağı kaldırmaya yanaşmaması, sivil toplumu yeni arayışlara iterken, önümüzdeki yıl için müdahalenin boyutunun daha da tırmanıp tırmanmayacağı sorusunu gündemde tutuyor.

Sık Sorulan Sorular

İstanbul Onur Yürüyüşü neden yasaklanıyor?

İstanbul Valiliği, 2015 yılından bu yana Onur Yürüyüşü’ne güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle izin vermiyor. Ancak AİHM içtihatları, barışçıl toplantı hakkının içeriğe dayalı olarak topyekûn yasaklanmasını hak ihlali olarak değerlendiriyor.

2025 Onur Yürüyüşü'nde tam olarak ne yaşandı?

29 Haziran 2025'te Kadıköy'de başlayan yürüyüşe polis geniş çaplı müdahale etti. Kesin olmayan ve farklı kaynaklarca değişen sayılara göre en az 40 ila 50 kişi gözaltına alındı; sokak girişleri kapatılarak katılımcıların yürüyüş güzergâhına ulaşması engellendi.

Gözaltına alınanlara ne oluyor?

Gözaltına alınanlar, genellikle 'toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet' suçlamasıyla adliyeye sevk ediliyor. Geçmiş yıllarda, özellikle 23. yürüyüş sonrası, bazı kişilerin tutuklandığı biliniyor. Gözaltı sürelerinin 8 saati bulabildiği ve bu süreçte kötü muamele iddialarının bağımsız insan hakları raporlarına yansıdığı belgelenmiş durumda.

#İstanbul Onur Yürüyüşü#polis müdahalesi#gözaltı#LGBTİ+#İstanbul Valiliği#insan hakları#Kadıköy