Gündem27 Haziran 2026

İsrail’in Lübnan’da Beyaz Fosfor Kullanımı: Savaş Hukuku ve Sivil Güvenlik Krizinde Yeni Perde

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde beyaz fosfor bombası kullandığına dair iddialar uluslararası belgelerle güçlenirken, bu mühimmatın yerleşim alanlarında kullanılması savaş suçu tartışmalarını alevlendirdi.

Ne oldu?

İsrail Lübnan fosfor bombası, İsrail ordusunun Lübnan’ın güney sınır hattında yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında, uluslararası sözleşmelerle kullanımı kısıtlanan beyaz fosfor mühimmatını kullandığı iddiasını merkeze alan bir tartışmadır. Lübnan resmi ajansı, 2026 yılının Mart ayından itibaren özellikle sivil yerleşimlerin bulunduğu bölgelerde beyaz fosfor bombalarının patlatıldığını duyurdu. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) araştırmacıları da 3 Mart 2026’da bir kasabanın yerleşim alanı üzerinde patlayan beyaz fosfor mühimmatını gösteren görüntüleri doğruladı. İsrail ordusu ise 7 Ekim 2023’ten bu yana Hizbullah hedeflerine karşı beyaz fosfor kullandığını kabul etmekle birlikte, bunu yalnızca askeri amaçlarla ve aydınlatma ya da sis perdesi oluşturma maksadıyla yaptığını savunuyor. Ancak Anadolu Ajansı’nın haziran ayında servis ettiği belgeler ve görgü tanığı ifadeleri, bombaların doğrudan sivil nüfusun yaşadığı alanlara düştüğünü, özellikle yaklaşık 40 bin nüfuslu Nebatiye şehrinde 30 Mayıs’ta belirgin beyaz fosfor izlerine rastlandığını ortaya koydu. Olay, Gazze’deki yoğun bombardımanın ardından kuzey cephesinde de savaş hukukunun ağır biçimde ihlal edildiği endişelerini zirveye taşıdı.

Neden gündemde?

Konunun gündemin ilk sıralarına yerleşmesinin birkaç temel nedeni var. Beyaz fosfor bombaları, havayla temas ettiğinde şiddetli bir şekilde yanan ve derin doku yanıklarına yol açan bir kimyasal içeriyor. Silahın yoğun nüfuslu sivil alanlarda kullanılması, Cenevre Sözleşmesi’ne ek Protokol III uyarınca uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor. Lübnan’da hayatını kaybeden sivillerin sayısının 2 bini aştığı haber akışlarına yansırken, savaşın şiddeti giderek tırmanıyor. Ayrıca İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi saygın uluslararası kuruluşların olayı belgelemesi, iddiaları siyasi bir retoriğin ötesine taşıyarak hukuki bir zemine oturttu. Türkiye kamuoyunda ise Milliyet, A Haber ve Manşet Haber gibi ana akım medya kuruluşlarının “İsrail kana doymuyor” başlıklarıyla konuyu sürmansetlere çekmesi, kamuoyunda infial yarattı. Bu yalnızca bir savaş haberi değil, aynı zamanda İsrail’in bölgedeki askeri doktrininin sorgulanmasına yol açan stratejik bir kırılma olarak okunuyor.

Bilinmesi gerekenler

Beyaz fosfor, uluslararası hukukta kimyasal silah olarak sınıflandırılmaz; ancak “yasaklı silah” tartışması kullanım biçimine bakar. Askeri amaçlarla aydınlatma fişeği veya sis perdesi oluşturmak için kullanımı teknik olarak yasak değildir. Buna karşılık, “yakıcı silah” olarak sivillerin yoğun olduğu bölgelerde havadan patlatılması, savaş suçu kapsamına girer. Beyaz fosfor parçacıkları cilde yapıştığında oksijenle reaksiyona girerek durdurulamaz bir yanma başlatır; kemiğe kadar işleyebilir ve iç organ hasarına yol açabilir. Lübnan’da görgü tanıkları, saldırıların ardından gökyüzünde beyaz dumanın yere paralel bir hat şeklinde yayıldığını, bu görüntünün fosfor bombasının karakteristik izi olduğunu anlattı. İsrail ordusu, Gazze’de olduğu gibi Lübnan’da da Hizbullah’ın sivil alanlara yerleştiğini iddia ederek askeri gereklilik vurgusu yapıyor. Fakat hukuk uzmanları, silahın ayrım gözetmeksizin yarattığı tahribat nedeniyle bu gerekçenin geçerli olamayacağını, sivillerin korunması ilkesinin her koşulda öncelikli olduğunu hatırlatıyor.

Sırada ne var?

Uluslararası toplumdan askeri harekatın durdurulması yönünde yapılan çağrılar şimdilik sonuçsuz kaldı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkilileri, Lübnan’daki son saldırılarla ilgili bağımsız bir soruşturma açılması gerektiğini belirtiyor. HRW’nin topladığı deliller, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde olası bir dava sürecine temel oluşturabilir. Saha raporları, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki tahliye koridorlarını dahi hedef aldığı iddialarını içeriyor; bu durum insani krizi derinleştiriyor. Bölgesel diplomasi açısından bakıldığında, ateşkes girişimleri fosfor bombası krizi nedeniyle çökmüş durumda. Önümüzdeki günlerde Lübnan hükümetinin konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne acil gündem maddesi olarak taşıması bekleniyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bölge ülkeleri ise tırmanan şiddetin kendi sınırlarına sıçramasından endişe ederek diplomatik baskıyı artırmaya hazırlanıyor. Şimdi merak edilen soru, sahadaki bu vahim tablonun kâğıt üstünde kalan kınamaların ötesine geçip gerçek bir yaptırım sürecini tetikleyip tetiklemeyeceği.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru: İsrail Lübnan’da beyaz fosfor bombası kullandığını kabul ediyor mu?
Cevap: Evet. İsrail ordusu 7 Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’ın güney sınırında Hizbullah hedeflerine karşı beyaz fosfor kullandığını doğruluyor. Ancak bunu yalnızca aydınlatma ve sis perdesi oluşturma gibi yasal askeri amaçlarla yaptığını iddia ediyor. Uluslararası kuruluşlar ise mühimmatın sivil yerleşim alanlarında kullanıldığını belgeliyor.

Soru: Beyaz fosfor bombası neden bu kadar tehlikeli ve savaş suçu sayılıyor?
Cevap: Beyaz fosfor, oksijenle temas ettiğinde 800 dereceye kadar ulaşan bir ısıyla yanar ve kolayca söndürülemez. Kemiğe kadar işleyen derin kimyasal yanıklara neden olur. Cenevre Sözleşmesi’ne ek protokollere göre, bu tür yakıcı silahların sivil nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hava yoluyla kullanımı, ayrım gözetmediği için savaş suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Soru: Uluslararası toplum bu konuda ne yapıyor?
Cevap: İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) sahada delil toplayarak raporlar yayımlıyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği bağımsız soruşturma çağrısı yapıyor. Toplanan kanıtların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınabileceği belirtiliyor, ancak şu ana kadar somut bir bağlayıcı yaptırım kararı çıkmış değil.

Sık Sorulan Sorular

İsrail Lübnan’da beyaz fosfor bombası kullandığını kabul ediyor mu?

Evet. İsrail ordusu 7 Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’ın güney sınırında Hizbullah hedeflerine karşı beyaz fosfor kullandığını doğruluyor. Ancak bunu yalnızca aydınlatma ve sis perdesi oluşturma gibi yasal askeri amaçlarla yaptığını iddia ediyor. Uluslararası kuruluşlar ise mühimmatın sivil yerleşim alanlarında kullanıldığını belgeliyor.

Beyaz fosfor bombası neden bu kadar tehlikeli ve savaş suçu sayılıyor?

Beyaz fosfor, oksijenle temas ettiğinde 800 dereceye kadar ulaşan bir ısıyla yanar ve kolayca söndürülemez. Kemiğe kadar işleyen derin kimyasal yanıklara neden olur. Cenevre Sözleşmesi’ne ek protokollere göre, bu tür yakıcı silahların sivil nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hava yoluyla kullanımı, ayrım gözetmediği için savaş suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Uluslararası toplum bu konuda ne yapıyor?

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) sahada delil toplayarak raporlar yayımlıyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği bağımsız soruşturma çağrısı yapıyor. Toplanan kanıtların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınabileceği belirtiliyor, ancak şu ana kadar somut bir bağlayıcı yaptırım kararı çıkmış değil.

#İsrail Lübnan fosfor bombası#beyaz fosfor#Lübnan savaş suçu#İsrail saldırıları#uluslararası hukuk