İsrail’den 1915 Kararı: Ankara’dan “Çifte Standart ve Suç Ortağı” Çıkışı
İsrail kabinesinin 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak tanıma kararı almasına Türkiye’den çok sert tepki geldi. Ankara, bu adımı “tarihi istismar” ve “Gazze’deki suçları örtme çabası” olarak nitelendirdi.
Ne oldu?
İsrail hükümeti, Türkiye’nin sürekli olarak tarihçilere bırakılması gerektiğini savunduğu 1915 olaylarını resmen “Ermeni soykırımı” olarak tanıma kararı aldı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın sunduğu ve Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki kabinenin oybirliğiyle kabul ettiği teklifle birlikte, Tel Aviv yönetimi bu siyasi pozisyonu benimseyen ülkeler kervanına katılmış oldu. Kararın yürürlüğe girebilmesi için İsrail parlamentosu Knesset’in de onayının gerektiği belirtilirken, Ankara’dan birbiri ardına gelen açıklamalar gerginliği tırmandırdı. Dışişleri Bakanlığı, yazılı bir açıklama yaparak kararın “uluslararası hukuk ve tarihle çelişen bir iftira kampanyasının parçası” olduğunu bildirdi.
Neden gündemde?
Bu karar, yalnızca tarihsel bir anlaşmazlığın ötesinde, mevcut jeopolitik krizlerle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Ankara, İsrail’in bu hamlesinin zamanlamasına özellikle dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve İletişim Başkan Yardımcısı Duran’ın tepkileri, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü askeri operasyonlar sırasında işlenen ve Türkiye tarafından “savaş suçu” olarak tanımlanan eylemleri uluslararası kamuoyunun gündeminden düşürmeye çalıştığı yönünde. Türk yetkililer, “İsrail’in bu kararı, Gazze’deki insanlık trajedisini perdelemeye yönelik bir algı operasyonudur” tezini savunuyor. Bu bağlamda karar, iki ülke arasındaki diplomatik çatlağı derinleştiren ve Ankara’nın retoriğinde “ahlaki çöküş” olarak yer bulan bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Bilinmesi gerekenler
Kararın hukuki ve siyasi boyutları kadar iç siyasetteki yankıları da dikkat çekici. İktidara yakın isimlerden AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, İsrail hükümetinin bu tutumunu “Gazze’de işlenen suçlara ortaklık” şeklinde yorumlayarak, Netanyahu yönetiminin tarih üzerinden bir meşruiyet arayışında olduğunu söyledi. Türkiye’nin resmi tezine göre, 1915 olayları hukuken tanımlanmış bir soykırım olarak nitelendirilemez ve bu konudaki parlamenter kararlar yok hükmündedir. Ankara, İsrail’in bu adımını, uzun yıllardır süren “Ermeni lobisi” baskısına boyun eğmek ve Türkiye karşıtı bir cepheleşmeye alet olmakla itham ediyor. Diğer yandan, İsrail’in bu siyasi tanıma kararını alması, Ermenistan ile ilişkilerde de yeni bir parametre oluştururken, Türk dış politikasında İsrail’e yönelik zaten sert olan söylemin daha da keskinleşmesine yol açtı.
Sırada ne var?
Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin diplomatik tepkisini somut adımlarla göstermesi bekleniyor. Dışişleri Bakanlığı’nın Tel Aviv Maslahatgüzarı ve İsrail’in Ankara Büyükelçiliği nezdinde girişimlerde bulunduğu, kararın derhal geri çekilmesi talebinin iletildiği belirtiliyor. Knesset’teki oylama süreci takip edilirken, Ankara’nın başta Batılı başkentler olmak üzere uluslararası aktörlere, İsrail’in bu kararını tanımamaları yönünde yoğun bir lobi faaliyeti yürütmesi öngörülüyor. Ayrıca bu gelişmenin, Türkiye’nin İsrail’e uyguladığı ticari kısıtlamaların genişletilmesi veya Filistin’e verilen siyasi desteğin askeri boyut kazanması gibi yeni tartışmaları alevlendirebileceği konuşuluyor. İki ülke ilişkileri, tarihsel hafızanın güncel politik çıkarlarla bu denli keskin çarpıştığı bir ortamda, onarılması güç yeni bir güven bunalımıyla karşı karşıya.
Sık Sorulan Sorular
İsrail 1915 olaylarını neden tam şimdi soykırım olarak tanıdı?
Ankara’ya göre bu kararın zamanlaması tesadüf değil. Türk yetkililer, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları sırasında sivil ölümleriyle ilgili artan uluslararası baskıyı saptırmak ve gündemi değiştirmek için 1915 olaylarına dair bu siyasi hamleyi yaptığını savunuyor.
İsrail’in bu tanıma kararı hukuken bağlayıcı mı?
Hayır, bu karar siyasi bir pozisyonu yansıtıyor. Uluslararası hukukta bir eylemin soykırım sayılabilmesi için yetkili bir mahkeme kararı gerekir. Türkiye de bu nedenle kararın “yok hükmünde” olduğunu belirtiyor. İsrail iç hukukunda ise tam olarak yürürlüğe girmesi için Knesset'in de onayı bekleniyor.
Türkiye misilleme olarak hangi adımları atabilir?
Türkiye’nin diplomatik alanda sert bir dil kullanmaya devam etmesi ve İsrail’e yönelik mevcut ticari yaptırımları artırması beklenebilir. Ayrıca, başta Batılı müttefikler olmak üzere üçüncü ülkeleri bu kararı tanımamaya ikna etmek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştıracağı öngörülüyor.