İran müzakeresi: İsviçre'de umutla başlayan masada 'Trump tehdidi' krizi
İran ile ABD arasında nükleer program ve bölgesel gerilimleri ele almak üzere İsviçre'de başlayan kritik müzakereler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran heyetine yönelik sert tehditleri nedeniyle belirsizliğe sürüklendi.
Ne oldu?
İran müzakeresi, İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında, özellikle Tahran'ın nükleer programı ve Orta Doğu'daki vekâlet savaşları başlıklarında uzun bir aranın ardından yeniden başlayan doğrudan diplomatik temastır. Son tur görüşmeler İsviçre'de başladı. İki ülke heyetleri, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve bölgesel ateşkes konularını masaya yatırmak üzere bir araya geldi. Ancak müzakerelerin hemen başında, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptığı açıklamalar süreci krize soktu. Trump'ın, İran müzakere heyetini hedef alarak "Evinize dönemezsiniz" şeklinde tehditkâr bir dil kullandığı öne sürüldü. Bu sert çıkışın ardından İran tarafının masayı terk ettiğine dair haberler gündeme düştü. Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında daha önce Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan görüşmelerin de bir anlaşma sağlanamadan sona erdiğini hatırlatıyor.
Neden gündemde?
Konu, hem küresel enerji piyasalarını hem de Orta Doğu'daki askeri denklemleri doğrudan etkileme potansiyeli nedeniyle Türkiye'nin ve dünyanın gündeminde üst sıralarda yer alıyor. İran'ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılması, uluslararası yaptırımların kalkması ve bölgede İsrail ile yaşanan gerilimin düşürülmesi bu görüşmelerin ana eksenini oluşturuyor. ABD Başkanı Trump'ın, müzakerelerde taslak metne beklenmedik şekilde çok daha sert maddeler eklettiği ve İran'ın buna tepki gösterdiği belirtiliyor. Özellikle İsrail basınında çıkan haberler, ABD'nin müzakereler öncesinde İsrail'e Lübnan sınırında baskı yaparak gerilimi azaltmasını istediğini ortaya koydu. Bu, Washington'un diplomatik alan açmak için askeri tırmandırmayı durdurmaya çalıştığını gösteriyor. Öte yandan Trump'ın, müzakereler iyi geçtiği takdirde ateşkesi süresiz olarak uzattığını açıklaması, sürecin ne kadar kırılgan bir denge üzerinde yürüdüğünü gözler önüne seriyor.
Bilinmesi gerekenler
Türkiye için en kritik nokta, bu müzakerelerin başarısız olması durumunda İran'a yönelik askeri seçeneklerin konuşulmaya başlanacak olması. Diplomatik çevreler, doğrudan bir çatışma senaryosunda sınır komşusu olan Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik açıdan doğrudan etkileneceğini belirtiyor. Ayrıca İran'ın müzakere masasındaki konumu, Türkiye'nin de enerji tedariki ve bölgesel ticaret rotaları açısından hayati önem taşıyor. Görüşmelerin seyri, başta Brent petrol olmak üzere küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açıyor. İran tarafının, Trump'ın tehditlerini uluslararası hukuka aykırı bir diplomatik şantaj olarak nitelendirdiği ve buna karşılık olarak Viyana Konvansiyonu'nu işaret ettiği bildiriliyor. Uzmanlar, İran'ın masadan tamamen kalkması halinde, ülkenin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak 'nükleer eşik devleti' konumuna daha da yaklaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Sırada ne var?
Kısa vadede gözler, İsviçre'deki diplomatik temasların yeniden başlayıp başlamayacağında. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalarda, ABD'nin tehdit dilini terk etmesi halinde görüşmelere dönülebileceği sinyali verildi. Buna karşılık Beyaz Saray cephesi, maksimum baskı politikasından taviz verilmeyeceğini yineliyor. Orta vadede ise Avrupa Birliği ve Rusya'nın ara buluculuk çabalarının devreye girmesi bekleniyor. Özellikle Rusya'nın, İran'ı müzakere masasında tutmak için Tahran üzerindeki nüfuzunu kullanabileceği konuşuluyor. Bölgesel yansımalar açısından, İsrail'in olası bir anlaşmaya karşı lobi faaliyetlerini artırması ve Lübnan'daki Hizbullah faktörünün yeniden gündeme gelmesi sürpriz olmayacak. Türkiye ise bu süreçte hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile ilişkilerini yönetmek zorunda kalacak. Diplomasi koridorlarında, Türk yetkililerin her iki tarafla da temas halinde olduğu ve gerilimin düşürülmesi için telkinlerde bulunduğu ifade ediliyor.
Sık Sorulan Sorular
İran ile ABD arasındaki müzakereler neden başarısızlıkla sonuçlanıyor?
Müzakerelerdeki temel tıkanıklık, tarafların güven bunalımı ve farklı beklentilerinden kaynaklanıyor. ABD Başkanı Trump'ın müzakere heyetini tehdit etmesi ve taslak metne son anda sert maddeler ekletmesi, İran tarafında diplomatik güvenilirliğin zedelendiği algısı yaratıyor. İran ise önce yaptırımların kalkmasını talep ederken, ABD önce nükleer programın tam denetime açılmasını şart koşuyor.
Trump'ın 'Evinize dönemezsiniz' tehdidi ne anlama geliyor?
Bu ifade, müzakereler sırasında ABD Başkanı tarafından İran heyetine yönelik diplomatik sınırları aşan bir baskı olarak yorumlandı. Uluslararası hukukçular, görüşmeci diplomatların şahsi güvenliklerine yönelik bu tür imaların Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu vurguluyor. İran tarafı da tam olarak bu gerekçeyle masayı terk ettiğini belirtiyor.
Müzakerelerin başarısız olması Türkiye'yi nasıl etkiler?
Olası bir başarısızlık, Türkiye'nin İran sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca İran'a yönelik askeri bir operasyon ihtimali, bölgesel istikrarsızlığı tetikleyerek Türkiye'yi ciddi bir mülteci akını ve enerji arzı kesintisiyle karşı karşıya bırakabilir. Ekonomik olarak ise yaptırımların devamı, Türkiye-İran ticaret hacmini olumsuz etkileyecektir.
İsviçre görüşmeleri öncesinde İsrail'e neden baskı yapıldı?
İsrail basınına yansıyan haberlere göre ABD, diplomatik zeminin kayganlaşmaması için İsrail'in Lübnan'daki askeri gerilimi tırmandırmasını istemiyor. Washington, İran'la masaya oturmadan hemen önce bölgede yaşanacak bir çatışmanın müzakere ihtimalini tamamen ortadan kaldıracağını değerlendiriyor.