Gündem19 Haziran 2026

İran-ABD anlaşması nedir? Trump ve Pezeşkiyan'ın imzaladığı ön mutabakatla neler değişti?

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan yönetimleri arasında varılan ön anlaşma, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi düşürürken, İsrail'in itirazları ve bölgesel dengeler üzerindeki etkisiyle gündemin zirvesine oturdu.

Bu yazıyı sesli dinle

Ne oldu?

İran-ABD anlaşması, Washington ile Tahran arasında aylardır devam eden dolaylı görüşmelerin ardından varılan ve nükleer program ile Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğini merkeze alan bir ön mutabakattır. ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Kazım Garibabadi’nin doğruladığı süreç, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan döneminde Tahran’ın müzakere masasına dönüşünü simgeliyor. Euronews’un aktardığına göre Trump, imzalanan metni “Hürmüz krizini bitirecek ön anlaşma” olarak nitelendirdi. BBC’nin analizi ise anlaşmanın kamuoyundaki en temel soruyu gündeme taşıdığını belirtiyor: “Ne için savaşıldı?” Zira taraflar, son aylarda özellikle İsrail-İran geriliminin gölgesinde büyük bir çatışmanın eşiğine gelmişti.

Neden gündemde?

Anlaşmanın gündeme bomba gibi düşmesinin birkaç nedeni var. Birincisi Bloomberg HT’nin duyurduğu üzere mutabakatın beklenenden hızlı şekilde yürürlüğe girmesi. İkincisi Hürriyet’in manşete taşıdığı iddia: “İsrail, İran-ABD anlaşmasına dair kararını verdi.” Bu kararın ne olduğu netleşmese de İsrail’in eş zamanlı olarak Lübnan’a yönelik askeri hareketliliği, Tel Aviv’in mutabakattan rahatsız olduğu yorumlarını güçlendirdi. Üçüncü olarak Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün belirttiği gibi “gözler bundan sonraki süreçte.” Yani piyasanın, bölge ülkelerinin ve küresel güçlerin bu ön mutabakatın kalıcı bir antlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine kilitlenmesi, konuyu sıcak tutuyor. Enerji koridorlarının güvenliği ve petrol fiyatlarındaki dalgalanma da ekonomi sayfalarında anlaşmanın etkisinin ivedilikle tartışılmasına yol açıyor.

Bilinmesi gerekenler

  • Hürmüz vurgusu neden kritik? Anlaşmanın omurgasını Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin emniyete alınması oluşturuyor. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri buradan geçiyor. Son dönemde İran Devrim Muhafızları’nın tankerlere el koymasıyla tırmanan kriz, uluslararası deniz ticaretini tehdit eder boyuta ulaşmıştı. Trump yönetimi, seçim vaatleri arasında yer alan “enerji arz güvenliği” başlığını bu hamleyle güçlendirmeyi hedefliyor.
  • İsrail’in tutumu net değil: Hürriyet’in iddiasına göre İsrail anlaşmaya dair kararını verdi ancak bu kararın içeriği kamuoyuyla paylaşılmadı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun daha önce İran’la yapılacak herhangi bir anlaşmanın Tahran’ın nükleer kapasitesini sıfırlaması gerektiğini söylediği biliniyor. Son 24 saatte Lübnan’a düzenlenen hava saldırıları, bazı analistler tarafından İsrail’in “sahadaki pozisyonunu tahkim etme” çabası olarak okunuyor.
  • Pezeşkiyan’ın reformist çizgisi: İran’da merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ardından göreve gelen Pezeşkiyan, seçim kampanyası boyunca Batı ile diyalog kapılarını aralamaktan söz etmişti. Anlaşma, Pezeşkiyan’ın dini lider Ali Hamaney’den aldığı örtülü onayı da gösteriyor. BBC’ye konuşan İranlı kaynaklar, ülke içindeki ekonomik krizin müzakere iradesini hızlandırdığını belirtiyor.
  • Nihai antlaşma değil, ön mutabakat: Resmi açıklamalarda kullanılan dil, bunun kapsamlı bir nükleer anlaşma olmadığını, güven artırıcı önlemler ve takvim içeren bir çerçeve metni olduğunu gösteriyor. Tarafların teknik heyetlerinin önümüzdeki haftalarda Umman’da bir araya gelerek nihai metnin detaylarını görüşmesi bekleniyor.

Sırada ne var?

Kısa vadede gözler iki başlığa çevrilecek. Birincisi İsrail’in resmi tepkisi ve olası askeri/siyasi hamleleri. İkincisi ise ABD Kongresi’nde anlaşmaya gelebilecek muhalefet. Trump’ın partisindeki İsrail yanlısı kanat, Tahran’a verilen her tavizi ulusal güvenlik tehdidi olarak kodluyor. Orta vadede ise piyasalar, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş rejiminin nasıl denetleneceğine ve yaptırımların hafifleyip hafiflemeyeceğine bakacak. Anlaşmanın yürürlükte kalması, İran’ın dondurulmuş yurt dışı varlıklarına erişimi gibi kritik ekonomik maddelerin hayata geçmesine bağlı. Washington ve Tahran arasındaki güven bunalımı düşünüldüğünde, süreç küçük bir provokasyonla dahi tekrar çıkmaza girebilir. Yine de dört yıl sonra ilk kez tarafların aynı masada imza atacak kadar ilerlemesi, Ortadoğu diplomasisinde yeni bir sayfanın habercisi olarak kayıtlara geçiyor.

Sık Sorulan Sorular

ABD-İran anlaşması resmen imzalandı mı?

Evet, Trump ve İranlı yetkililer ön anlaşma niteliğindeki mutabakatın imzalandığını doğruladı. Bu nihai bir nükleer anlaşma değil; esas olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi düşürmeyi ve güven artırıcı adımları kapsıyor.

İsrail bu anlaşmaya neden karşı çıkıyor?

İsrail, İran'ın nükleer programından tamamen vazgeçmediği hiçbir anlaşmayı kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor. Hürriyet'in iddiasına göre İsrail anlaşmaya dair kararını vermiş durumda ve eş zamanlı olarak Lübnan'a yönelik askeri hareketliliğini artırdı, bu da sahadaki rahatsızlığın bir yansıması olarak yorumlanıyor.

Anlaşma petrol fiyatlarını etkiler mi?

Evet. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki riskin azalması, arz güvenliği endişelerini hafifleterek petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak anlaşmanın kalıcılığına dair şüpheler devam ettiği sürece piyasalarda temkinli hava korunacaktır.

İran neden şimdi masaya oturdu?

İran ekonomisi ağır yaptırımlar altında ciddi kriz yaşıyor. Yeni Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın reformist çizgisi ve ülkedeki ekonomik darboğaz, Tahran'ı müzakereye zorlayan iki temel etken. Anlaşma sayesinde dondurulmuş varlıklara erişim ve yaptırımların hafiflemesi gibi ekonomik kazanımlar hedefleniyor.

#İran-ABD anlaşması#Donald Trump#Mesud Pezeşkiyan#Hürmüz Boğazı#İsrail#nükleer mutabakat#Ortadoğu diplomasisi#petrol fiyatları