Gündem28 Haziran 2026

F-35 yeni bir dönemin eşiğinde: Küresel filo 1300’ü aşarken, ortakların imtihanı değişiyor

Küresel F-35 filosunun 1300’ü aşan uçak sayısıyla olgunluk dönemine girmesi, bir yandan üretim başarısını gösterirken diğer yandan Türkiye'nin de aralarında bulunduğu tedarik zincirindeki kırılmaları ve yeni nesil rekabeti gündeme taşıyor.

Ne oldu?

F-35 savaş uçağı, Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde geliştirilen ve gelişmiş sensör füzyonu, düşük radar izi ve ağ merkezli harp kabiliyetleriyle tanımlanan beşinci nesil çok amaçlı bir muharip platformdur. Anadolu Ajansı’nın son verilerine göre, dünya genelinde 832’si doğrudan ABD ordusuna ait olmak üzere toplam 1.300’den fazla F-35 Lightning II operasyonel görev yapıyor. Bu rakam, programın artık deneysel bir proje olmaktan çıkıp Batı ittifakının hava kuvvetleri envanterinin bel kemiğine dönüştüğünü gösteriyor. Eş zamanlı olarak Almanya’nın ilk F-35’i motoruna kavuşurken, Norveç bu uçaklarla Arktik bölgesinde Rus bombardıman uçaklarına yakın takip gerçekleştiriyor. Öte yandan Danimarka’da programın artan maliyetleri gündeme oturmuş durumda. Söz konusu gelişmeler, daha önce F-16 ile şekillenen küresel savaş uçağı ekosisteminde köklü bir dönüşümün yaşandığını belgeliyor.

Neden gündemde?

F-35, sadece bir savaş uçağı değil, aynı zamanda uluslararası bir üretim ve güvenlik mimarisinin merkezinde yer alıyor. Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedariki nedeniyle 2019 yılında Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) programından çıkarılmasıyla başlayan tartışma, bugün farklı bir boyuta evrildi. Anadolu Ajansı verilerindeki 1.300 uçak eşiğinin aşılması, Türkiye’nin bu dev tedarik zincirindeki eski endüstriyel payının büyüklüğünü hatırlatırken, Washington’da zaman zaman yeniden satış yönünde sinyaller verilmesi (örneğin eski Başkan Trump döneminde İsrail’in itirazlarına rağmen bunu gündemde tutması) konuyu Ankara için canlı tutuyor. Baltık’tan Arktik’e uzanan gerilim hatlarında Norveç ve Almanya gibi ülkelerin F-35’leri konuşlandırması, uçağın NATO’nun caydırıcılık stratejisindeki vazgeçilmez rolünü tescillerken, programdaki yüksek faturaların yarattığı ekonomik baskı da Danimarka örneğinde olduğu gibi müttefikleri zorluyor. Vietnam.vn’in analizine göre, F-35 tercihi Almanya gibi devlerin askeri prestij kalemlerinde bile paradigma değişikliğine yol açarak, yerli üretim Avrupa savaş uçağı projelerinin geleceğini sorgulatıyor.

Bilinmesi gerekenler

F-35’in geliştirilme felsefesi, dördüncü nesil iş gücü olan F-16’nın yerini alması üzerine kuruludur. 1976’dan bu yana 4.600’den fazla üretilmiş ve 2024 itibarıyla hâlâ 2.145 adedi 25 ülkede aktif hizmette olan F-16, gövde üzerindeki 11 istasyon ve çevik uçuş karakteri sayesinde tarihin en yaygın sabit kanatlı uçağı olma unvanını elinde tutuyordu. F-35 ise bu yaygınlığı yakalama potansiyeli taşısa da, üretim ve idame maliyetleri ile teknik olgunluk konusunda farklı bir sınav veriyor. Halihazırda 1.300’ü aşan F-35’in önemli bir kısmı ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Piyadeleri ve Donanma envanterinde kullanılıyor. Uçağın savaş alanındaki en büyük farkı, sadece kendi sensörleriyle değil, etrafındaki dost unsurlarla anlık olarak oluşturduğu resim sayesinde pilotlarına benzersiz bir durumsal farkındalık sunmasıdır. Alman Hava Kuvvetleri’nin ilk uçağının motor montajının tamamlanması, programın yeni kullanıcılara doğru genişlediğini, ancak Danimarka’nın detaylandırdığı mali şoklar, uçağın uçuş saati başına maliyetini düşürme çabasının henüz tam olarak istenen seviyeye ulaşmadığını ortaya koyuyor.

Sırada ne var?

Küresel ölçekte asıl mesele, F-35’in üretim bandının hızlanırken aynı anda yazılım ve blok güncellemeleriyle teknolojik üstünlüğünü koruyabilme yarışıdır. Türkiye için ise durum çok katmanlı: Ankara bir yandan milli muharip uçak KAAN projesine odaklanmışken, diğer yandan F-16 Viper modernizasyon kitlerinin tedariki ve mevcut F-16 filosunun yaşatılması öncelikli hedef olarak duruyor. Washington’daki yetkili ağızlardan F-35 konusunun tamamen kapalı olmadığına dair sinyaller zaman zaman gelse de, bu ihtimalin somut bir satış teklifine dönüşmesi için savunma sanayii diplomasisinde yeni bir sayfanın açılması gerektiği aşikar. Norveç’in kuzeyde Rus hava gücüne karşı F-35 kullanması ve Almanya’nın filosunu büyütme kararlılığı, ittifak içindeki güç merkezinin hızla bu beşinci nesil platforma kaydığını, envanterinde sadece dördüncü nesil uçak bulunduran ülkeler için askeri caydırıcılık hesaplarının önümüzdeki on yıl içinde kökten değişeceğini işaret ediyor.

Sık Sorulan Sorular

F-35 savaş uçağını diğerlerinden ayıran en temel özellik nedir?

F-35, gelişmiş sensör füzyonu ve veri paylaşım kabiliyeti sayesinde bir ağ merkezi gibi çalışır; çok düşük radar izi (stealth) ve yapay zekâ destekli görev sistemlerini bir araya getirerek pilotuna benzersiz bir durumsal farkındalık sunar.

Türkiye F-35 programına geri dönebilir mi?

Türkiye’nin S-400 sistemleri nedeniyle programdan resmi olarak çıkarılmış olması mevcut en büyük engeldir. Zaman zaman Washington’da yeniden satış konusu gündeme gelse de, somut bir diplomatik çerçeve şu anda mevcut değildir ve Ankara yatırımını KAAN milli muharip uçak ile F-16 modernizasyonuna yönlendirmiş durumdadır.

Dünyada şu an kaç F-35 görev yapıyor?

Yayımlanan güncel raporlara göre dünya genelinde 1.300’den fazla F-35 üretilmiş ve bunların 832’si Amerika Birleşik Devletleri ordusu bünyesinde operasyonel olarak görev yapmaktadır.

F-35’in en büyük eleştirilen yönü nedir?

F-35’in en büyük eleştirildiği nokta, yüksek tedarik ve uçuş saati başına idame maliyetleridir. Özellikle Danimarka gibi bazı ortak ülkeler, artan program maliyetleri nedeniyle bütçe baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır.

#F-35#savaş uçağı#Savunma Sanayii#Türkiye ABD#Lockheed Martin#NATO#beşinci nesil uçak#Müşterek Taarruz Uçağı