Avrupa Parlamentosu'nun skandal TSK raporu Ankara'yı ayağa kaldırdı: 'Akıl dışı iddialar yok hükmünde'
Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen bir raporla Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır ithamlarda bulunulması, Türkiye'den en üst düzeyde sert tepkilerin gelmesine yol açtı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Akıl dışı iddialar ve iftiralar' olarak nitelendirdiği raporun Ankara için 'yok hükmünde' olduğunu belirtti.
Ne oldu?
Türk Silahlı Kuvvetleri tepkisi, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Kıbrıs konulu yıllık raporunda TSK'yı hedef alan ifadelere karşı Türkiye'nin gösterdiği yoğun ve sert diplomatik reaksiyondur. Rapor, Türkiye'nin garantörlük hakları çerçevesinde Ada'daki varlığını 'işgalci güç' olarak nitelendirirken, Türk askerini de doğrudan hedef alan çarpıtıcı ve alçak söylemlere yer verdi. Bu ifadeler, başta AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve Dışişleri Bakanlığı olmak üzere siyasetin zirvesinden peş peşe gelen kınamalarla karşılandı.
Neden gündemde?
Avrupa Parlamentosu'nun tavsiye niteliğindeki kararı, tarihi ve hukuki gerçekleri hiçe sayan üslubu nedeniyle gündemin ilk sırasına oturdu. Karar metninde TSK'nın faaliyetlerine ilişkin mesnetsiz ve akıl dışı iddialara yer verilmesi, Ankara'da büyük bir öfkeye neden oldu. Türkiye, konunun Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğini yok sayan ve yalnızca Rum tarafının tezlerine dayanan bir anlayışın ürünü olduğunu vurguluyor. Özellikle SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran'ın da altını çizdiği gibi, bu tarz kararlar AP'nin Türkiye aleyhtarı lobilerin etkisi altında ne kadar sağlıksız bir zemine kaydığını gösteriyor.
Bilinmesi gerekenler
- Raporun içeriği ve kapsamı: AP, 2023 Türkiye raporuna benzer şekilde, Kıbrıs bağlamında TSK'yı hedef alan ve Rum Kesimi'nin uluslararası toplumdaki sözcülüğünü yapan bir metni onayladı. Belgede kullanılan dil, Türk tarafının garantörlükten kaynaklanan yasal varlığını yok sayıyor.
- Ankara'nın resmi pozisyonu: Türkiye'den gelen ilk ve en net açıklama AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten geldi. Çelik, raporu 'akıl dışı iddialar ve iftira dolu yaklaşımlar' olarak tanımlayarak, bu belgenin Türkiye için tamamen 'yok hükmünde' olduğunu ilan etti. Aynı kararlı tutum, Dışişleri Bakanlığı ve KKTC makamları tarafından da güçlü bir şekilde ifade edildi.
- Milli güvenlik vurgusu: Tepkilerin ortak noktası, Türkiye'nin Kıbrıs'taki varlığının Ada'daki barış ve istikrarın teminatı olduğu ve hiçbir dış baskının bu gerçeği değiştiremeyeceği yönünde. Ankara, ulusal güvenlik çıkarları ve Kıbrıs Türkünün hakları söz konusu olduğunda bu tür mesnetsiz kararları hiçbir zaman tanımayacağını net bir şekilde ortaya koydu.
Sırada ne var?
Diplomatik kaynaklar, raporun tavsiye niteliğinde olması nedeniyle uygulanabilir bir yaptırım gücü bulunmadığına, ancak Türkiye-AB ilişkilerinde zaten kırılgan olan zemini daha da bozacağına dikkat çekiyor. Ankara'nın bu karara misillemesinin, siyasi diyalog kanallarını asgari seviyeye indirmek ve Doğu Akdeniz'deki enerji denkleminde KKTC'nin egemen haklarını daha da ön plana çıkaran somut adımlar atmak olabileceği belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Türk yetkililerin, New York'taki gayriresmî 5+1 formatlı toplantı öncesinde iki devletli çözüm vizyonunu çok daha güçlü bir şekilde vurgulaması bekleniyor.
Sık Sorulan Sorular
Avrupa Parlamentosu'nun raporunda TSK için hangi ifadeler kullanıldı?
Raporda, Türkiye'nin garantörlük hakkından doğan yasal askeri varlığı çarpıtılarak 'işgalci güç' şeklinde mesnetsiz ithamlara yer verildi. Ankara, bu dili 'alçak söylemler' ve 'akıl dışı iftiralar' olarak değerlendiriyor.
Türkiye'den rapora ilk ve en sert tepkiyi kim gösterdi?
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, raporu 'akıl dışı iddialar ve iftira dolu yaklaşımlar' olarak nitelendirerek ilk resmi açıklamalardan birini yaptı. Çelik, bu metnin Ankara için 'yok hükmünde' olduğunu açıkça ifade etti.
Bu gelişme Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkiler?
Kararın hukuki bir bağlayıcılığı bulunmasa da, karşılıklı güveni zedeleyerek pozitif gündem beklentilerini baltaladığı değerlendiriliyor. Ankara, milli güvenlik konularında bu tür baskıları reddettiğini göstererek, ikili ilişkilerdeki diyalog zemininin daha da daralmasına yol açabilir.
TSK'nın Kıbrıs'taki varlığının hukuki dayanağı nedir?
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ada'daki varlığı, 1960 tarihli Garanti Anlaşması'ndan doğan Türkiye'nin garantörlük hakkına dayanmaktadır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı da bu uluslararası anlaşmadaki yasal çerçeve kapsamında, Ada'daki Türk halkının güvenliğini ve barışı tesis etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.