Avrupa'nın sınırda dijital devrimi: EES sistemi neden hem havacılığı hem de turistleri endişelendiriyor?
Avrupa Birliği'nin yeni Giriş/Çıkış Sistemi (EES), Ekim 2025'te başlayacak ancak sektörden gelen 'askıya alınsın' çağrıları ve uzun kuyruk uyarıları, sistemin krize gebe olduğunu gösteriyor.
Ne oldu?
Giriş/Çıkış Sistemi (Entry/Exit System - EES), Avrupa Birliği'nin Schengen Bölgesi sınırlarından geçen üçüncü ülke vatandaşlarının (AB, AEA ve İsviçre vatandaşı olmayanlar) giriş-çıkışlarını elektronik ortamda takip etmek için kurduğu bir biyometrik veri tabanıdır. eu-LISA tarafından işletilecek olan sistem için geri sayım sürüyor. Mevcut plana göre sistem Ekim 2025'te devreye alınacak ve Mart 2026'ya kadar altı aylık bir geçiş dönemiyle uygulanacak. Bu tarihten sonra pasaportların fiziksel olarak damgalanması uygulaması tamamen sona erecek. Ancak uygulama takvimi netleşirken, Avrupa havacılık sektörü ve turizm otoritelerinden peş peşe sistemin ertelenmesi ya da daha esnek hale getirilmesi yönünde acil çağrılar geliyor.
Neden gündemde?
Konu, Türk vatandaşları da dahil olmak üzere Avrupa'ya seyahat eden herkesi doğrudan ilgilendiriyor. Avrupa havacılık sektörü temsilcileri, sistemin "kritik bir aşamada" olduğunu belirterek AB'den daha fazla esneklik talep etti. Euronews'in haberine göre, sektör temsilcileri teknik altyapının yetersizliğine dikkat çekiyor. Haber Aero'nun aktardığı kadarıyla ise sivil havacılık örgütleri doğrudan sistemin askıya alınmasını istiyor. Gazete Oksijen'in AB kaynaklarına dayandırdığı haberinde, sistem tam olarak oturana ve akış normale dönene kadar en az iki yıllık bir sürecin daha geçebileceği vurgulanıyor. Bu uyarıları doğrular nitelikteki en çarpıcı çıkış ise turistik kentlerle ilgili olarak Nefes Gazetesi'nde yer aldı: Eğer sistem şimdiki haliyle başlarsa, özellikle yoğun turist alan sınır kapılarında 6 saati bulabilecek kuyrukların oluşabileceği belirtiliyor.
Bilinmesi gerekenler
Sistem, kâğıt üzerinde bir güvenlik projesi olarak planlandı. Kişilerin adı, doğum tarihi, parmak izi ve yüz tanıma verileri gibi biyometrik bilgileri, seyahat ettikleri yer ve zaman damgasıyla birlikte Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) havuzunda saklanacak. Amaç, Schengen'de vize süresini aşanları anlık tespit etmek ve sahte pasaport kullanımının önüne geçmek. Pratikte ise bu, her seyahatte parmak izi ve yüz taraması yapılması anlamına geliyor. Sorun da burada başlıyor: Havalimanları ve kara sınır kapılarındaki mevcut altyapının, özellikle yaz aylarında yaşanan turist akını sırasında bu işlemleri hızlıca yapacak kapasitede olmadığı sektör raporlarına yansımış durumda. Öte yandan Bakan Bolat'ın Bulgaristan İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme, Türkiye'nin de kara sınır kapılarında benzer dijital dönüşümler ve olası yoğunluk konusunda hazırlıklı olmaya çalıştığını gösteriyor.
Sırada ne var?
AB Komisyonu şimdilik resmi geçiş tarihi olan Ekim 2025'te ısrar ediyor. Ancak sektörden yükselen "askıya alınsın" çağrıları ve "en az 2 yıl" sürebilecek karmaşaya dair uyarılar, takvimin ötelenme ihtimalini masada tutuyor. Eğer sistem zamanında başlarsa, kademeli bir geçiş öngörülüyor. Mart 2026'ya kadar pasaport damgası ve biyometrik kayıt birlikte yürütülecek, sonra damga tamamen kalkacak. Türk vatandaşları için ise kritik tavsiye şu: Özellikle sistemin ilk başladığı aylarda Avrupa seyahatlerinde sınır geçişleri için ekstra zaman ayırmak ve pasaportta eski usul boş sayfa kontrolüne ek olarak, biyometrik taramalara hazırlıklı olmak gerekecek.
Sık Sorulan Sorular
Giriş/Çıkış Sistemi (EES) tam olarak ne zaman başlıyor?
Mevcut plana göre sistemin kullanımına Ekim 2025'te başlanacak ve Mart 2026'ya kadar altı aylık bir geçiş dönemi uygulanacak. Mart 2026'dan itibaren pasaport damgaları tamamen kalkacak.
Türk vatandaşları bu sistemden nasıl etkilenecek?
Türk vatandaşları Schengen bölgesine her giriş-çıkışta parmak izi ve yüz taraması gibi biyometrik verilerini vermek zorunda kalacak. Bu da özellikle yoğun dönemlerde sınır kapılarında uzun bekleme sürelerine yol açabilir.
6 saatlik kuyruk uyarısı gerçekçi mi?
Turizm sektörü ve bazı basın organlarında yer alan analizler, sistemin mevcut haliyle devreye girmesi durumunda, altyapı yetersizliği nedeniyle yoğun sınır kapılarında 6 saate varan bekleme sürelerinin yaşanabileceğini öngörüyor.