ASELSAN Satış İddiası: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nden Net Açıklama, Piyasalar Rahatladı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türkiye'nin önde gelen savunma sanayi şirketi ASELSAN'ın ABD'li bir fona satılacağına dair iddiaların tamamen asılsız olduğunu duyurdu. Açıklama, sosyal medyada ve bazı basın organlarında hızla yayılan spekülasyonların ardından geldi.
Ne oldu?
ASELSAN Satış İddiası, Türkiye'nin en stratejik savunma elektroniği şirketlerinden ASELSAN'ın, ABD merkezli büyük bir fon şirketine veya bu fonun temsilcisi olduğu iddia edilen iş insanı Tom Barrack aracılığıyla satılacağı yönünde ortaya atılan spekülasyonlardır. İddia, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin (DMM) yaptığı yazılı açıklamayla net bir şekilde yalanlandı. DMM, söz konusu iddianın "asılsız" olduğunu belirterek kamuoyunu manipüle etmeye yönelik bu tür haber ve yorumlara itibar edilmemesi çağrısında bulundu.
Neden gündemde?
Söylentiler, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump'a yakınlığıyla bilinen milyarder yatırımcı Tom Barrack'ın Türkiye'ye gelişiyle alevlendi. Barrack'ın, varlık yönetimi devi bir ABD fon şirketi adına ASELSAN'ı satın almak için görevlendirildiği iddiası, başta sosyal medya olmak üzere bazı haber sitelerinde dolaşıma sokuldu. Stratejik bir şirketin yabancı sermayeye devredileceği düşüncesi, hem ekonomik hem de ulusal güvenlik perspektifinden anında büyük bir tepki topladı ve konuyu gündemin zirvesine taşıdı. Milli savunma projelerinin kalbinde yer alan bir kuruluş üzerindeki bu tip bir spekülasyon, piyasalarda ve kamuoyunda tedirginliğe yol açtı.
Bilinmesi gerekenler
Öncelikle ASELSAN, hisselerinin önemli bir kısmı Borsa İstanbul'da işlem gören, ancak yönetim kontrolü Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'nda olan bir anonim şirkettir. Şirketin ana ortağı konumundaki Vakfın sahip olduğu imtiyazlı hisseler, stratejik kararlarda son sözün tamamen yerli ve milli iradede kalmasını sağlayan yasal bir kalkan görevi görür. DMM'nin açıklaması da bu yapıya işaret ederek bir satışın hukuken ve fiilen mümkün olmadığının altını çiziyor. Tom Barrack'ın Türkiye ziyareti ise daha önce de gündeme gelmiş, ticari ve diplomatik görüşmeler yaptığı bilinen bir ismin rutin temasları olarak değerlendirilmişti. İddiayı ortaya atan kaynakların, bu ziyareti çarpıtarak dezenformasyon ürettikleri anlaşılıyor. Resmi açıklama, spekülasyonları kaynağında keserken, ASELSAN hisseleri üzerindeki olası manipülatif etkinin de önüne geçmeyi hedefliyor.
Sırada ne var?
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin hızlı ve kesin yalanlaması, konunun kamuoyu nezdinde kapanması için en güçlü adım oldu. Yetkililer, bu tür asılsız haberleri yayanlarla ilgili hukuki süreç başlatılabileceğine dair sinyaller veriyor. Piyasa uzmanları ise bu tarz spekülasyonların özellikle savunma sanayi hisselerinde kısa vadeli dalgalanmalar yaratmak için kullanılabileceğine dikkat çekiyor. ASELSAN cephesinden konuyla ilgili ayrıca bir Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklaması yapılıp yapılmayacağı merak konusu. Ancak DMM bildirisinin şirket adına da bağlayıcı bir teyit niteliği taşıdığı düşünülüyor. Bundan sonraki süreçte gözler, bu manipülatif girişimin arkasındaki hesaplara ve olası yaptırımlara çevrilecek gibi görünüyor.
Sık Sorulan Sorular
ASELSAN gerçekten satılıyor mu?
Hayır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), ASELSAN'ın ABD'li bir şirkete veya fona satılacağı iddiasının tamamen asılsız olduğunu resmen açıkladı.
Tom Barrack'ın ASELSAN ile ne ilgisi var?
Tom Barrack'ın ASELSAN ile doğrudan bir ilgisi bulunmuyor. Kendisinin Türkiye ziyareti, askeri elektronik devini satın almakla görevlendirildiği şeklinde yansıtılarak dezenformasyona konu edildi. Resmi makamlar bu ilişkilendirmeyi yalanladı.
ASELSAN kime ait, yabancılara satılabilir mi?
ASELSAN, hisselerinin bir bölümü Borsa İstanbul'da açık olsa da, yönetim kontrolü Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'na ait imtiyazlı hisselerle korunmaktadır. Mevcut ortaklık ve yönetim yapısı gereği, şirketin stratejik kontrolünün yabancı bir unsura devredilmesi yasal olarak mümkün değildir.