Ankara NATO yasağı: Başkentte 13 günlük eylem ve gösteri yürüyüşü kısıtlaması
Ankara Valiliği, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde 13 gün süreyle kent genelinde eylem, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması gibi etkinlikleri yasakladı. Karar, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları tarafından 'kısmi OHAL' olarak nitelendiriliyor.
Ne oldu?
Ankara NATO yasağı, başkentte 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında alınan geniş çaplı güvenlik önlemlerinin bir parçasıdır. Ankara Valiliği tarafından duyurulan kararla, 1 Temmuz ile 13 Temmuz tarihleri arasında kent genelinde her türlü eylem, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, oturma eylemi ve stant kurma faaliyeti 13 gün boyunca yasaklandı. Yasak, yalnızca zirve günlerini değil, öncesi ve sonrasındaki günleri de kapsayacak şekilde geniş bir zaman dilimine yayıldı.
Neden gündemde?
Alınan bu karar, süresi ve kapsamı nedeniyle tartışma yarattı. Muhalefet partileri ve bazı sivil toplum kuruluşları, 13 günlük yasağın ölçüsüz olduğunu ve anayasal hakları ihlal ettiğini savunuyor. Eleştirilerin odağında, yasağın yalnızca zirve güvenliğiyle açıklanamayacak kadar uzun bir dönemi kapsaması ve başkent geneline yayılması yer alıyor. Sol görüşlü soL Haber'in haberinde bu uygulama 'kısmi OHAL' olarak tanımlanırken, kararın AKP iktidarı tarafından muhalif sesleri bastırmak için fırsata dönüştürüldüğü iddiaları da dillendirildi.
Öte yandan hükümet kanadı, zirvenin 30'dan fazla devlet ve hükümet başkanını ağırlayacak uluslararası bir etkinlik olduğunu, güvenlik risklerinin en üst düzeyde değerlendirildiğini ve benzer uygulamaların ev sahibi diğer ülkelerde de görüldüğünü belirtiyor.
Bilinmesi gerekenler
Yasak kapsamına giren başlıca noktalar şöyle sıralanıyor:
- Süre ve yer: 1-13 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara il sınırlarının tamamında geçerli.
- Kapsam: Açık alan toplantıları, gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları, oturma eylemleri, stant ve imza kampanyaları, el ilanı dağıtımı gibi tüm etkinlikler yasak kapsamında.
- Kamu personeli önlemi: 28 Mayıs'ta yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı yazısıyla, zirve süresince kamu kurum ve kuruluşlarında yöneticilere 'herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi' için ek önlem alma talimatı verildi. Ayrıca Ankara'daki kamu personeline 6-12 Temmuz arasında idari izin tanınması gündeme geldi.
- Gerekçe: Valilik kararını, zirveye katılacak üst düzey isimlerin güvenliğini sağlama ve provokatif eylemlerin önüne geçme gerekçesine dayandırıyor.
Muhalif çevreler, yasağın Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan 'toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı'nı ihlal ettiğini, ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu ve hukuki yollara başvurulacağını ifade ediyor. Medyascope ve Diken gibi yayın organları, kararın basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti açısından da kaygı verici olduğuna dikkat çekiyor.
Sırada ne var?
Zirveye sayılı günler kala Ankara'da güvenlik önlemlerinin daha da artırılması bekleniyor. Kentin belirli bölgelerinde trafik kısıtlamaları ve alternatif güzergah düzenlemelerinin devreye alınacağı belirtiliyor. Yasağa karşı hukuki itiraz süreçlerinin nasıl sonuçlanacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek. Sivil toplum kuruluşlarının ve baroların, yasağın iptali için idare mahkemelerine başvuru hazırlığında olduğu konuşuluyor. Zirve sonrası dönemde, benzer uluslararası etkinliklerde alınan güvenlik tedbirlerinin sınırlarına ilişkin daha geniş bir tartışmanın başlaması muhtemel görünüyor.
Sık Sorulan Sorular
Ankara'daki eylem yasağı hangi tarihleri kapsıyor?
Yasak, 1 Temmuz 2026 ile 13 Temmuz 2026 tarihleri arasında 13 gün boyunca geçerli olacak. 7-8 Temmuz'daki NATO Zirvesi'ni merkeze alarak öncesi ve sonrasını da kapsayan geniş bir zaman dilimini içeriyor.
Yasak hangi etkinlikleri kapsıyor?
Ankara Valiliği'nin kararıyla gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları, oturma eylemleri, stant kurma, imza kampanyaları ve el ilanı dağıtımı gibi açık alandaki tüm toplu etkinlikler yasak kapsamına alındı.
Muhalefetin ve sivil toplumun yasağa tepkisi ne oldu?
Bazı muhalif partiler ve sivil toplum kuruluşları, kararı 'ölçüsüz' ve 'anayasal hakları ihlal eden bir kısmi OHAL uygulaması' olarak nitelendirdi. Yasağın iptali için hukuki yollara başvurulacağı belirtiliyor.