Almanya'yı karıştıran protesto: AfD'nin Erfurt kongresinde neler yaşandı?
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin Erfurt'taki kongresi, on binlerce kişinin katıldığı kitlesel protestolarla karşılandı. Polis ve göstericiler arasında tansiyon yükselirken, kentte ulaşım durma noktasına geldi.
Ne oldu?
AfD kongre protestosu, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin federal kongresini hedef alan geniş çaplı sivil itaatsizlik eylemleri bütünüdür. Parti, Thüringen eyaletinin başkenti Erfurt'ta iki gün süren olağan kurultayını gerçekleştirirken, on binlerce gösterici kent merkezine akın etti. Eylemler barışçıl sivil yürüyüşlerle başlasa da, sabah saatlerinden itibaren bazı grupların yol kapatma eylemleri ve oturma protestolarıyla gerginlik tırmandı. Polis, kongre alanına girişleri engellemek isteyen protestoculara zaman zaman biber gazıyla müdahale etti. Eş başkanlar Alice Weidel ve Tino Chrupalla'nın yeniden seçilmeyi hedeflediği kongrenin yapıldığı salonun çevresi adeta kilitlendi; yüzlerce delege, protesto barikatlarını aşarak toplantıya güçlükle ulaşabildi.
Neden gündemde?
Bu olay, Almanya'da yükselen aşırı sağa karşı sokakta oluşan güçlü refleksin en somut göstergesi oldu. AfD'nin özellikle doğu eyaletlerinde anketlerde birinci parti konumuna yükselmesi, demokratik kitle örgütlerini ve sivil toplumu alarma geçirmiş durumda. Thüringen'de eyalet anayasa koruma teşkilatı tarafından 'aşırı sağcı' olarak sınıflandırılan AfD'ye karşı düzenlenen bu denli kitlesel bir protesto, partinin toplumsal kabulü konusundaki derin kutuplaşmayı gözler önüne seriyor. Hürriyet gazetesinin 'AfD’nin kurultay tarihi Almanya’yı karıştırdı' başlığıyla duyurduğu gibi, kongre yalnızca siyasi bir toplantı olmaktan çıkarak ulusal bir krize dönüştü. Alman medyası, uzun yıllardır bir siyasi partinin kongresinin bu derece yüksek güvenlik önlemleri ve toplumsal muhalefetle karşılanmadığını vurguluyor.
Bilinmesi gerekenler
Erfurt'taki eylemler, Almanya'nın dört bir yanından gelen sivil toplum kuruluşları, sendikalar, kilise birlikleri ve antifaşist grupların ortak çağrısıyla düzenlendi. Protestoların merkezinde, AfD'nin göçmen karşıtı politikaları, İslamofobik söylemleri ve Avrupa Birliği'ne yönelik çıkışları yer aldı. Polis kaynakları, iki gün boyunca yaklaşık 10 binden fazla güvenlik görevlisinin görev yaptığını belirtti. Yolların kapanması nedeniyle kent merkezinde toplu taşıma ciddi aksamalar yaşadı. Ünlü siyasetçilerden Yeşiller ve Sol Parti temsilcileri de eylemlere destek verirken, göstericiler 'Nazilere yer yok' ve 'Demokrasiyi savun' sloganları attı. Kongre salonu içinde ise Alice Weidel, sert bir konuşma yaparak protestocuları 'demokrasi düşmanı sol çeteler' olarak nitelendirdi.
Sırada ne var?
AfD'ye yönelik kitlesel muhalefetin, önümüzdeki yerel seçimler öncesinde daha da büyümesi bekleniyor. Özellikle Thüringen, Saksonya ve Brandenburg gibi eyaletlerde yapılacak seçimler, partinin gücünü test edecek kritik sınavlar olarak görülüyor. Siyasi analistler, protesto dalgasının partinin radikal seçmen kitlesini konsolide ederken, kararsız merkez sağ seçmen üzerinde caydırıcı bir etki yaratabileceğini ifade ediyor. Yetkililer, gelecekteki AfD etkinliklerinde güvenlik protokollerinin daha da sertleştirilebileceği sinyalini verdi. Sivil toplum ise 'ateş hattı' stratejisini sürdürerek, partinin her türlü kamusal görünürlüğüne karşı sokakta olmaya devam edeceğini duyurdu.
Sık Sorulan Sorular
AfD kongresi neden protesto edildi?
Protestoların temelinde, AfD'nin aşırı sağcı olarak sınıflandırılan politikaları, yabancı düşmanı söylemleri ve demokratik değerlere tehdit olarak algılanan yükselişi yatıyor. Göstericiler, partinin Alman toplumunda nefreti körüklediğini savunuyor.
Protestolara katılım ne kadardı ve müdahale oldu mu?
Gösterilere on binlerce kişi katıldı. Polis, özellikle delegelerin girişini engellemeye çalışan gruplara biber gazı ve fiziki güç ile müdahale etmek zorunda kaldı. Kent genelinde geniş çaplı yol kapamaları ve ulaşım aksamaları yaşandı.
AfD liderleri protestolara nasıl tepki verdi?
Eş başkan Alice Weidel, kongrede yaptığı konuşmada eylemcileri 'demokrasi düşmanı sol çeteler' olarak hedef aldı ve hükümeti, sivil toplumu kaosa teşvik etmekle suçladı. Parti yetkilileri, şiddet içermeyen protesto hakkına saygı duyduklarını ancak blokaj eylemlerini gayri meşru bulduklarını belirtti.