ABD-İran görüşmelerinde Cenevre trafiği: Masa devrildi mi, yoksa yeni bir perde mi açılıyor?
Umman arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan üçüncü tur ABD-İran nükleer müzakereleri sona erdi. Trump'ın sert tehditleri ile İran'ın 'vekil güçler' konusundaki uyarıları arasında sıkışan görüşmeler, barış umutlarını şimdilik askıya almış görünüyor.
Ne oldu?
ABD-İran görüşmeleri, iki ülke arasında özellikle nükleer program ve bölgesel nüfuz başlıklarında yaşanan derin krizleri çözmeye yönelik kritik bir diplomatik süreçtir. Son olarak Umman arabuluculuğunda İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen üçüncü tur müzakereler, 26 Şubat 2026 itibarıyla taraflar arasında somut bir anlaşma sağlanamadan sona erdi. Görüşmelerin hemen öncesinde ve süreç devam ederken yükselen tansiyon, masadan barış çıkma ihtimalini gölgeledi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın sürece dair yaptığı değerlendirmeler dikkatle takip edilirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan askeri müdahaleyi işaret eden çıkışları müzakere atmosferini zehirledi. Müzakerelerin bu turu, Haziran 2025’te İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları nedeniyle kesintiye uğrayan diyaloğun yeniden canlandırılması çabasıydı; ancak tarafların pozisyonları arasındaki makasın açıldığı gözlemlendi.
Neden gündemde?
Konu, hem küresel enerji piyasalarını hem de Orta Doğu’daki askeri dengeleri doğrudan ilgilendirdiği için Türkiye’de ve dünyada gündemin zirvesinde yer alıyor. Gerginliğin temelinde iki kırılma noktası var. Birincisi, Trump’ın İran’a yönelik alışılmadık derecede sert tehditleri. ABD Başkanı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimaline karşı “ülkeniz kalmaz” çıkışında bulunurken, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçiş güzergahı olan bu stratejik noktayı kontrol altına alabileceklerini ima etti. Bu sözler piyasalarda anında karşılık buldu ve enerji arz güvenliği endişelerini tetikledi. İkincisi ise sahadaki vekil güçler meselesi. Trump yönetimi, müzakereler sürerken İran’ı özellikle Lübnan’daki vekilleri konusunda uyardı. Bu durum, Tahran’ın bölgesel nüfuzunu masada bir koz olarak kullanıp kullanmadığı sorusunu akıllara getirdi.
Bilinmesi gerekenler
Cenevre’deki trafiği anlamak için öncelikle diplomasinin zamanlamasına bakmak gerekiyor. İran ile ABD arasında 6 Şubat 2026’da Umman’da başlayan ve belli bir aşamaya kadar gizli yürütülen ön temaslar, İsviçre’deki ana masaya taşınmıştı. Görüşmelere dair sızan bilgilere göre ABD heyeti, İran’ın nükleer programının yüzde yüz şeffaflıkla denetlenmesini içeren kapsamlı bir anlaşma metni talep etti. Buna karşılık İran kanadı, yaptırımların tamamen ve geri dönülemez biçimde kaldırılmasını şart koştu. Müzakerelerin tıkandığı nokta, İran’ın balistik füze programı ve bölgesel askeri varlığı. ABD Ulusal Güvenlik ekibi, nükleer anlaşmanın ancak İran’ın ‘vekil güçleri’ üzerindeki kontrolünü sınırlandırmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor. İran yönetimi ise bu talebi iç işlerine müdahale olarak nitelendirip reddediyor. Dikkat çeken bir diğer başlık ise İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın tutumu. Reformist kanadın temsilcisi olarak bilinen Pezeşkiyan, müzakerelerin tamamen koptuğuna dair haberlere temkinli yaklaşarak diyalog kapısının aralık kaldığını belirtiyor ancak içerideki muhafazakâr kanadın baskısı altında olduğu biliniyor.
Sırada ne var?
Üçüncü turun sona ermesiyle birlikte tarafların başkentlerine dönerek pozisyonlarını gözden geçireceği bir sessizlik dönemi bekleniyor. Bu sessizlik, savaşın eşiğinde bir bekleme süreci olarak yorumlanıyor. Umman ve İsviçre’nin ev sahipliği yaptığı formatın devam edip etmeyeceği belirsiz. Eğer İran masadan bütünüyle kalkarsa, Trump yönetiminin İsrail ile koordineli biçimde nükleer tesislere yönelik sınırlı saldırı seçeneğini daha yüksek sesle dile getirmesi olası. Öte yandan, Avrupa Birliği’nin devreye girerek yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmasına dayalı bir ara formül üzerinde çalıştığı iddia ediliyor. Petrol piyasalarının seyri ise tamamen Hürmüz Boğazı’na dair atılacak adımlara kilitlenmiş durumda. Genel kanı, diplomatik kanalların şimdilik tamamen kapanmadığı ancak sürecin kontrolsüz bir çatışmaya doğru savrulma riskinin her zamankinden daha yüksek olduğu yönünde.
Sık Sorulan Sorular
İran-ABD görüşmeleri şu an hangi aşamada?
İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan üçüncü tur müzakereler 26 Şubat 2026'da sona erdi. Taraflar nükleer program ve yaptırımlar konusunda uzlaşamadı. Diplomatik kanallar tamamen kapalı değil ancak süreç belirsizliğini koruyor.
Trump'ın Hürmüz Boğazı tehdidinin anlamı ne?
Trump, İran'ın boğazı kapatma tehdidine karşılık askeri seçenekleri işaret ederek 'ülkeniz kalmaz' dedi. Ayrıca petrolün yüzde 20'sini kontrol altına alabileceklerini ima ederek küresel enerji arz güvenliğine yönelik gözdağı verdi.
Görüşmelerin tıkanmasının asıl sebebi nedir?
En büyük anlaşmazlık İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçler konusunda yaşanıyor. ABD, nükleer anlaşmanın yanı sıra İran'ın Lübnan gibi ülkelerdeki askeri varlığını sınırlandırmasını istiyor; Tahran ise bu talepleri reddediyor.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın tavrı ne?
Reformist kanattan gelen Pezeşkiyan, müzakerelerin tamamen koptuğu yönündeki açıklamalara karşı temkinli bir dil kullanıyor. Diyalog kapısının aralık olduğunu ima etse de Tahran’daki muhafazakârların sert tutumu elini zayıflatıyor.